Skip Navigation Links
Anasayfa
Hakkımızda
Hizmetlerimiz
Kadromuz
Genel Bilgiler
İletişim
E-Canlı Destek -
E-Randevu
E-Geçmiş Olsun
E-Katalog
E-Foto Galeri
İstanbul Ortopedi Merkezi - ISOM - Yeni teknoloji web sitesi hizmete girmiştir. Site üzerinden online randevu alabilir ve merak ettiğiniz birçok konuda bilgi sahibi olabilirsiniz.

OMUZ EKLEMİ

 

Omuz vücudun en kompleks ve en hareketli eklem grubudur. Omuz eklemi vüücudun en hareketli eklemlerinden birisidir fakat stabilitesi azdır. Bu hareketlilik sayesinde eller istenilen konuma kolayca getirilir. Sıklıkla yaralanmalara maruz kalır. Ayrıca, aşırı yüklenmeye bağlı problemler de sık görülür. Omuzun kompleks bir yapısı vardır. Omuz anatomisi içerisinde üç kemik (Köprücük, kol ve kürek kemiği), dört eklem ve 26 kas vardır. Yaralanmalarını ve hastalıklarını anlamak için bu anatominin iyi anlaşılması gerekir.

 

 


KEMİKLER


Köprücük kemiği (klavikula): ‘S’ şeklinde olan bu kemik, dış tarafta kürek kemiğinin akromion denilen çıkıntısı ile, iç tarafta göğüs kemiği ile eklem yapar. Çok sayıda kas bu kemiğe yapışır. Omuz ve el üzerine düşmelerde kırık ve çıkıkları sıklıla oluşur.

 

Kürek kemiği (skapula): Göğüs kafesinin arka tarafına yerleşmiş, üçgen biçiminde bir kemiktir. Omuz kemiğinin başının üst kısmında buluna döndürücü manşeti oluşturan kaslar bu kemiğe yapışır. Arka yüzünde spina, yan tarafında akromion ve ön tarafında korokoid denilen üç çıkıntısı vardır. Bu çıkıntılara önemli kaslar yapışır. Akromion, sıkışma sendromu denilen rahatsızlığın oluşmasında rol oynar. Skapulanın glenoid denilen yüzeyi ile kol kemiği eklem yapar. Kol hareketlerinin çok önemli kısmı bu eklemden yapılır.

 

Kol kemiği (humerus):  Omuz ve dirsek arasındaki uzun kemiktir. Yukarda kürek, aşağıda ulna kemiği ile eklem yapar. Omuztarafındaki ucunda kemiğin başı ve anatomik ve cerrahi olarak isimlendirilen iki boyn vardır. Baş üzerinde birisi biyik, diğeri küçük olmak üzere, tuberositas denilen iki çıkıntı bulunur. Döndürücü manşet bu çıkıntılara yapışır.

 

EKLEMLER

 

Köprücük kemiği ve akromion arasındaki (akromioklavikular) eklem: Köprücük kemiğinin akromion ile yaptığı eklemdir; az da olsa hareketlidir. İki kemiğin arsasında, eklem uymunu sağlamak üzere, kıkırdak yapıda bir disk vardır. Eklemin stabilitesini onun kapsülü ve korakoid çıkıntı ve akromion arasındaki bağ sağlar.

 

Köprücük kemiği ile göğüs kemiği arasındaki (sternoklavikular) eklem: Köprücük kemiği ve sternum arasınadır. Göğüs kafesi ve omuz kopleksi arasındaki tek gerçk eklem budur. Stabilitesini etrafındaki çok sağlam bağlar sağlar. Bu ligamentler köprücük kemiğinin rotasyonunu da önler. Eklemin hemen arkasında büyük damarlar vardır. Çıkıklarında önemli sağlık sorunları ortaya çıkabilir.

 

Kol kemiği ile kürek kemiği arasındaki (glenohumeral) eklem: Baş ve yuva biçiminde, olukça hareketli bir eklemdir. Skapulanın glenoid denilen yüzü ile humerusun başı arasındadır. Başın yuvası çok sığdır. Eklemin stabilitesini bağlar ve etraf kasların tonusu sağlar. Kolun çok hareketli olması bu eklemin temel özelliğidir.

 

Kürek kemiği ve göğüs kafesi arasındaki (skapulotorasik) eklem: Kürek kemiği kaburgaların üzerine yerleşmiştir. Göğüs kafesi üzerinde kayarak hareket eder ve kolun hareketli olmasında rol oynar. Skapulanın yerinde kalması kasların gücü sayesinde olur.

 

Omuzdaki iki eklemi kapsül kapatır. Kapsül çevresinde bağlar, kemikleri birbirine bağlayarak sabitliği sağlar. Özellikle akromioklaviküler eklemde sabitlik tamamen bağlar tarafından sağlanır. Sabitlik için omuz kuşağı kaslarının tendonları ile pazu (biceps) adalesinin uzun başının tendonu çok önemli fonksiyona sahiptir.


Kürek kemiğinden kaynaklanan 4 kısa adalenin tendonları birleşerek omuz eklemini üst-ön-arkadan çevrelerler. Omuz fonksiyonlarından önemli kısmını gerçekleştiren bu tendon yapıya rotator manşon (rotator cuff) adı verilir. Rotator manşon kürek kemiğinin acromion adı verilen çıkıntısı ile omuz başı arasındaki 1-1.5 cm lik aralıkta uzanır. Rotator manşon üzerinde acromionla arasında bursa (subacromial bursa) denilen bir kesecik bulunur. Bu kesecik son derece yumuşak çeperlidir ve içinde ürettiği kayganlaştırıcı sıvı ile rotator manşonun direkt kemikle ilişkisini keser ve kaygan-yumuşak-güvenli bir yatak sağlar. Ayrıca kürek kemiği ile sırt arasındaki eklem skapulatorasik eklem adını alır ve omuz eklem kompleksi içinde mütalaa edilir.Tüm bu yapılar birlikte geniş omuz hareketlerini hep birlikte sağlarlar.

 

 

OMUZ AĞRILARI

 

Omuz ağrısı bel ve boyun ağrılarından sonra 3. sıklıkta görülen bir problemdir. Görülme oranı % 7-10 arasında değişmektedir. Omuz ağrısı özellikle kolunu kullanarak çalışan kişilerde doktora başvurma nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır.

Omuz bölgesindeki ağrılar, glenohumeral eklem ve çevresindeki kemik veya eklemi oluşturan yumuşak dokulardan (ör. rotator kaf, bisipital tendon, subakromiyal bursa), akromiyoklavikular eklem, sternoklavikular eklemden kaynaklanabilir. Bunlara ek olarak sinir sıkışmaları, brakial nöritis, boyun omurgası  ve iç organ hastalıklarının yansıyan ağrıları gibi nedenler de omuz bölgesinde ağrıya neden olabilirler.

Omuz ağrısı yapan sebeplerin çoğu kemiklerden ziyade kas, tendon ve bağ gibi yumuşak dokulardan kaynaklanır.
Omuz bölgesi patolojilerinde en sık rastlanan semptomlar ağrı ve hareket kısıtlılığıdır. Özellikle 50 yaşın üzerindeki hastalarda sıklıkla servikal patoloji de eşlik edebilir. Torakal omurga ve kosta patolojileri, postür bozuklukları omuz kuşağı hareketlerini etkileyebilir.

 

Bu sebepleri üç gurupta toplamak mümkündür:

 

l  Tendinitler, bursitler

l  Yaralanmalar, stabilite bozuklukları

l  Artiritler

 

Omuz ağrısına sebep olan nedenler

1.     Eklemin yapısal elemanlarından kaynaklanan nedenler (intrinsik)ve

2.     Tüm vücudu ilgilendiren sistemik hastalıklardan kaynaklanan nedenler (ekstrinsik) olarak ikiye ayırmak mümkündür

 

1-Eklemin yapısal elemanlarından kaynaklanan (intrinsik) nedenler:

 

Subakromiyal sıkışma sendromu
Omuz instabilitesi
Subluksasyon
Rotator kaf lezyonları
Bisipital tendon lezyonları
Adheziv kapsülit
Snapping skapula sendromu
Milwaukee omuzu-‘’Cuff tear’’ artropati
Dejeneratif eklem hastalığı
Septik artrit
Avasküler nekroz
Nörojenik hastalıklar
Periferik nöropati
Brakial pleksus yaralanması
Hemiplejik omuz
Myofasiyal ağrı sendromları
Tümörler (malign veya benign)
Konjenital anomaliler

 

2-Vücudu ilgilendiren sistemik hastalıklardan kaynaklanan (ekstrinsik) nedenler :


İnflamatuvar eklem ve kas hastalıkları
Romatoid artrit
Spondiloartropatiler
Kristal artropatileri
Polimyaljia romatika
İnflamatuvar myopatiler
Yansıyan ağrı nedenleri
Servikal radikülopatiler
Myelopati, syringomyeli
Visserosomatik ağrılar
Nörovasküler sendromlar
Torasik çıkış sendromu
Sempatik nörovasküler ağrı sendromu
Refleks sempatik distrofi sendromu

 

Omuz Bölgesi Hastalıklarının Sınıflandırılması

Gleno-humeral Eklem Hastalıkları
Artritler
Septik artrit
Romatoid artrit
Tbc artrit
Osteoartrit
Frozen shoulder

Mekanik Bozukluklar
Rekürrent dislokasyonlar
Komplet rotator cuff yırtıkları
Ağrılı ark sendromu
Biseps’in uzun tendonunun rüptürü

Hiçbir Gruba Girmeyenler
Biseps’in uzun tendonunun tenosinoviti

Akromio-klavikular Eklem Hastalıkları
Osteoartrit
Persistent dislokasyonlar ve subluksasyonlar

Sterno-klavikular Eklem Hastalıkları
Osteoartrit
Persistent ve rekürrent dislokasyonlar

 

OMUZ ARTİRİTLERİ

 

Omuz bölgesindeki kol kemiği ile kürek kemiği arasındaki (glenohumeral) ve köprücük kemiği ile akromion arasındaki (akromioklavikular) eklemlerde artirit sık görülür. Omuzda ağrı olduğu zaman bunun hangi eklemden kaynaklandığının bilinmesi grekir ki tedavi mümkün olsun.

 

Omuzda üç tip artirit görülür:

 

l  Osteoartirit (kireçlenme): Eklme yüzlerini kaplayan kıkırdağın aşınması ile karekterizedir. Daha çok 50 yaşın üzerindeki kimselerde oluşur. Akromioklavikular eklemde daha sıktır.


            Osteoartrit omuz ekleminde diğer eklemlerde görüldüğü kadar sık görülmez. Omuz eklemindeki osteoartrit vakalarında tetikleyici bir faktör vardır. Daha önceden geçirilen             travmalar, aseptik nekroz ve yaşlılık en sık rastlanılan sebeplerdir.  

            Patoloji : Eklemi kaplayan kıkırdak bozulur, olay hemen altındaki kemiğe ilerler, eklem         kenarlarında düzensiz çıkıntılar olur, ve kireçlenme oluşur.  

            Klinik : Genellikle yaşlı hastalardır. Ana şikayet ağrı ve kolunu kaldıramamasıdır.      Muayenede,       eklem hareketlerinde kısıtlanma gözlenir.

            Radyoloji : Eklem aralığında daralma, eklem hatlarında keskinleşme ve sıklıkla skleroz        görülür. İleri aşamalarda kireçlenme ve eklem kenatı ve yüzeyinde bozulmalar oluşur.
           
            Tedavi : Başlangıç döneminde konservatif tedavi düşünülür. Antiinflamatuvar ilaçlar, kısa      dalga diatermi, masaj ve egsersizler faydalı olabilir. İlerlemiş vakalarda cerrahi         yöntemler(artrodez veya total eklem artroplastisi) uygulanır.

 

l  Romatoid artirit (romatizma): Bu hastalık eklem zarlarının tutan sistemik bir hastalıktır. Her hangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Genellikle iki omuz birden hastalanır.

            Omuz romatoid artritde el bileği, el ve ayak gibi periferik bölgeler kadar sık tutulan bir         bölge değildir.RA’ de omuz genellikle diğer eklemlerle birlikte tutulur.

 

            Bulguları; lokal ağrı, eklem sertliği, ısı artışı, sinovial kalınlaşmaya bağlı şişme ve     kısmi     olarak hareket kaybıdır.

            Tedavi :

            RA’ e yönelik ilaç tedavisi uygulanır. Ayrıca egzersiz yapılması eklem hareket açıklığının         korunması açısından önemlidir.Cerrahi tedavide şayet eklemdeki hareket kaybı ileri         derecede           ise total eklem artroplastisi uygulanır.

l  Travmatik artirit: Omuzdaki kırık ve çıkık gibi yaralanmalardan sonra gelişir. Omuzun döndürücü manşetinin (rotatör kaf) yırtıkları da bu tip artiritlere yol açabilir.

 

 


 

 

l  Tüberküloz artriti

            Nadiren omuzda tutulum görülür. Bulguları; ağrı, diffüz şişlik, lokal ısı artışı, ve eklem            hareketlerinde kısıtlanmadır. Radyografide erken aşamalarda glenohumeral bölgede diffüz         rarefaksiyon, ileri aşamalarda cartilaj mesafesinde daralma ve subkondral kemikte erozyon        meydana gelir.

Tedavi :

Antitbc  ilaç tedavisi ana kuraldır  Eğer eklemde aşırı derecede destrüksiyon varsa artrodez   önerilir .

           

Belirti Ve Bulgular

Omuz artiritlerinin en sık görülen belirtisi ağrıdır.


Bu ağrı hareketlerle artar ve giderek şiddetlenir. Glenohomeral eklem artiritlerinde ağrı omuzun arka kısımlarında hissedilir ve hava durumundan etkilenebilir. Akromioklavikular eklem artiritlerinde ise ağrı omuzun ön kısmına lokalizedir. Romatoid artiritlerde ağrı, tüm omuzu kapsayacak kadar geniş bir alanda olabilir.

Diğer bir belirti de hareket kısıtlılığıdır. Eli saçlara götürmek veya yüksek bir rafa uzanmak zorlaşır. Omuz hareketleri sırasında tıkırtılar işitilebilir (krepitus).

 

Teşhis

Omuz artiritlerini teşhisi için iyi bir fizik muayene ve röntgen çekimi gerekir. Muayene esnasında şunlara bakılır:

 

l  Kaslarda zayıflama (atrofi)

l  Dokunmakla hassasiyet

l  Omuzun aktif ve pasif hareketleri

l  Omuz etrafındaki kas, tendon ve bağlara ait daha önce geçirilmiş yaralanmalara ait işaretler.

l  Diğer eklemlerde hastalık olup olmaması (romatoit artirite işaret eder)

l  Hareketlerde krepitus

 

Röntgenlerde artiritik eklemim eklem aralığı daralmış olarak görülür. Kemiklerde dikenimsi uzantılar olabilir. Eklem içerisine lokal uyuşturucu injekte edilince ağrının geçmesi teşshisi doğrular.

 

Tedavi:

Diğer artiritlerde olduğu gibi omuz artiritlerinde de ilk tedavi konservatiftir:

 

l  İstirahat veya ağrıyı aktive eden hareketlerden vaz geçme faydaı olur. Kolu kullanırken dikkatli olmak gerekir

l  İnflamasyon giderici ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır

l  Ağrının artığı dönemlerde 20-30 dakikalık buz uygulamaları inflamasyonu azaltır

l  Romatoid artirit varsa ona özel ilaçlar verilir

l  Osteoartiritte glukozamin ve kodiritin sülfat kullanımı faydalı olur

 

Konservatif yöntemler ağrıyı gidermede başarılı olmazsa cerrahi metodlara baş vurulur. Her ameliyatta olduğu gibi omuz cerrahisinde de komplikasyonlar olabilir ve bazı riskler vardır. Ortopedi doktoru bu riskleri ve komplikasyonları asgariye indirmeye çalışır.

 

Glenohumeral artiritlerinde total omuz protezleri veya sadece humerusun başının değiştiği parsiyel omuz protezleri takılabilir. Akromioklavikular eklem artiritlerinde ise, klavikulanın akromion ile eklem yapan ucundan bir parça kemik kesilerek çıkarılır.Oluşan boşluk daha sonra iyileşme dokusu ile dolar. Bu yöntemler, ağrının giderilmesinde genellikle etkili olur.

 

DONMUŞ OMUZ (OMUZ PERİARTRİTİ)


Eğer elinizi başınızın üzerine, karşı omuzunuza ve sırtınıza götürmede zorluk çekiyorsanız omuz hareketleriniz kısıtlanmış demektir. Hareketlerin kıstlanması donmuş omuzun erken belirtisidir. Sebebi ne olursa olsun hareket kısıtlılığının genel ismi donmuş omuzdur.

 

Risk Altındakiler

l  Kadınlar erkekelere göre daha fazla risk altındadır.

l  Genellikle 40-65 yaşlarında başlar

l  Donmuş omuzluların % 10-20’sinde şeker hastalığı vardır.

l  Diğer kolaylaştırıcı faktörler şunlardır: Kolun yaralanma, ameliyat gibi sebeplerle hareketsiz kalması; hipertiroidi; kalp-damar hastalıkları; klinik depresyon ve parkinson hastalığı.

 


Donmuş Omuzun Sebepleri

Donmuş omuzun sebebi tam olarak bilinmemektedir. Omuz periartritinin bir çok sebebi vardır. Bazen bu sebeplerin birden fazlası bir araya gelebilir. Şeker hastalığı, iltihaplı romatizmalar, boyun fıtığı ve kireçlenmeleri, akciğer hastalıkları, omuz çevresi kasların yapışma yerlerindeki zorlanmalar ve tendinitler en önemli sebepleridir. Ancak bazen hiçbir sebep bulunamayabilir.

Muhtemelen alt yatan inflamatuar bir hadise olabilir. Omuz ekleminin (glenohumeral) kapsülü sertleşir ve kontrakte olur (büzüşür). Bu durum da kol hareketlerini kısıtlar. Eklem yaralanması veya ameliyatı sonucu kolun uzun süre hareketsiz tutulması donmuş omuz ile sonuçlanabilir. Genellikle tek bir omuz tutulur ama hastaların üçde birinde her iki tarafta da hareketler kısıtlanmıştır.

 

Donmuş Omuzun Gelişimi

Donmuş omuz uzun süre içerisinde ve 3 devre halinde gelişir:

 

l  Birinci devre (erken dönem): Hareketle artan omuz ağrısı vardır ve gecelerişiddetlenir. Ağrı giderek artar ve hareketler kısıtlanmaya başlar. Bu devre yaklaşık 3-8 ay kadar sürer.

l  İkinci devre (yapışıklık dönemi ):  Bu dönemde ağrı biraz azalmış fakat hareket kısıtlığı daha da belirginleşmiştir. Karşı kolla kıyaslandığında hareketler % 50 oranında azalmıştır. Bu dönem 4-6 ayda sonlanır.

l  Üçüncü devre: Ağrı iyice azalmıştır, durum düzelmeye başlar. Ancak hasta omuzunu hiç hareket ettiremez. Bu devre 1-3 ay kadar sürer. Bu devreden sonra omuz hareketlerinde kısmen iyileşme olur. Eğer iyi tedavi edilirse omuz hareket açıklığı hemen hemen eski haline gelir.  Bazı hastalarda omuza hareket sağlamak için ameliyat gerekebilir.

 

Donmuş Omuzun Belirtileri

En önemli belirti omuz hareketlerinde her yöne kısıtlılıktır. Hasta saçını tarayamaz, elini sırtına değdiremez, asker selamı veremez, ....vs. Ayrıca özellikle geceleri artan şiddette omuz ve kol ağrıları vardır.

 

Teşhis ve Tedavi

Donuk omuz tanısı koymanın ana yolu fizik muayenedir. Muayene sırasında  aktif hareket yetinizi (yardım almadan hareket etme) test etmek için kolunuzu önde, yanda ve arkada kaldırıp indirmeniz istnir. Ayrıca kolunuzu ve omzunuzu kendisi hareket ettirerek pasif hareket yetinizi de (yardım alarak hareket etme) test edebilir. Böylece hareket menziliniz belirlerir, ayrıca omzunuzun belirli bölgelerine bastırarak nerelerin ağrıdığı bulunabilir. Hem aktif hem pasif harekette kayıplar, genel (diffüz) bir omuz sertliği ve ağrı oluşması donuk omuz belirtileridir.

Omzunuzun röntgeninin çekilmesi, doktorunuzun omuz kemiklerinizi değerlendirmesini sağlar. Donuk omuz tanısı koymak için manyetik rezonans (MR) taraması  her zaman gerekmez, ama doktorunuz başka yapısal sorunları elemek için MR taraması isteyebilir.

 

Tedavi ağrının giderilmesi ve hareketlerin yeniden kazandırılması esasına dayanır. Şunlar yapılır:

 

l  İnflamasyon giderici ve ağrı dindirici ilaçlar verilir.

l  Kaslar gevşetilir.

l  Derin ve yüzeysel ısıtıcı, elektroterapi, eklem hareket açıklığı egzersizlerini içeren fizik tedavi kürleri bugün için en iyi tedavi yöntemdir. Ev egzersizleri ile kombine olarak uygulanan fizik tedavi yapılır. Germe egzersizleri ile eklem hareketleri artırılır. Hastalığa sebep olan faktörler de ihmal edilmemelidir. Omuza yapılacak eklem içi veya bazı hastalarda eklem çevresine yapılacak enjeksiyonlar iyi sonuçlar vermektedir.

l  Sıcak ve buz tedavisi uygulanır. Başlangıç döneminden soğuk uygulamalarını, ilerlemiş dönemlerde ise daha çok sıcak uygulamalar iyileşmede katkıda bulunur.

l  Kortizon injeksiyonu yapılır. Bazı vakalarda ağrının etkin olduğu durumlarda yapılır.

l  Aşağıda tarif edilen egzersizler yapılır

 

Aylar süren bir tedavi programına rağmen düzelme sağlanamazsa ameliyat gerekebilir.


Artroskopik cerrahi omuzun sertliğini alabilir ama bir egzersiz pogramı ile birlikte düşünülmekidir.

 

Önerilen Egzersizler

Baş üstü germe: Kolunuz yan tarafınızda duracak şekilde sırt üstü uznınız. Sağlam tarafınızdaki elinizle diğer kolunuzu dirsekten tutup başınıza doğru kaldırın. Nazik bir şekilde omuzunuzu geriniz.

 

    

 

Göğüs önünde germe: Ayakta durunuz, kolunuzu göğüs hizasına kadar kaldırınız; diğer elinizle dirseğinizden yakalayıp omuzunuzu nazikçe geriniz.

 

    

 

Havlu ile germe: Bir havluyu karşı omuzunuzun arkasından sarkıtınız. Elinizle havlunun alt ucundan tutunuz ve diğer elinizle havluyu yukarı doğru çekerek omuzunuzu nazikçe geriniz.

    

 

 

 

OMUZ SIKIŞMA HASTALIĞI (BURSİT ve TENDİNİT)


Omuz sıkışma hastalığı bir veya daha fazla problemin bir arada bulunması ile gelişir.

Belirti ve bulgular: Hastalar genellikle ilk belirtileri hatırlamazlar. Genellikle başlangıçta küçük bir ağrı ve adalelerde hafif bir güç kaybı vardır. Omuz hareket kısıtlılığı ve baş üzeri hareketlerde ağrı daha sonra başlar.
 

Ayakta dik durma ve günlük aktiviteler kasların kemiğe yapışmasını sağlayan kirişler (tendonlar) üzerinde yıpratıcı etki yapar. Özellikle kolunu omuz seviyesinde ve onun üzerinde tutarak çalışmak zorunda olanlarda tendonlar omuz kemikleri arasında sıkıştıkları için daha kolay yıpranırlar. Sporcular, endüstri işçileri, ev hanımları ciddi omuz ağrılarından sıklıkla yakınırlar. Bunun sebebi rotator manşonun ve omuz başının bulunduğu aralıkta sıkışmasıdır.
Omuz ağrısının en sık görülen nedenlerindendir.
Hastalar çoğunlukla kırk yaşın üzerindedir. Genellikle hafif bir zorlanmayla omuz ağrısı başlar. Omuz ağrısı künttür. Geceleri ağrı artarak uykuya mani olacak şiddetlere ulaşabilir. Aktif hareketler kısıtlı ve ağrılıdır. Ultrasonografi ve MR tanıya yardımcı olur.
Ağrının şiddetli olduğu dönemlerde kısa süreli istirahat gereklidir. Ağrı kesici romatizma ilaçları verilir. Bunlardan yararlanmayan hastalara lokal enjeksiyon ve fizik tedavi yapılır.

Tendinit: Rotator manşon tendonlarının şişme- ödem-iltihabına tendinit denilir. En sık ani ve yüklenme ile başlanılan sportif aktivitelerde başlar. Buradaki sebep adalelerin henüz bu aktiviteye hazır olmamasıdır. Tendonlardaki aşınma ve yırtıklar sonrası kireç depolanmasına kalsifik tendinit denir.

 

Bursir: Omuz bölgesinde, hareketli parçalar arasındaki sürtünmeyi azaltmaya yardım eden, çok sayıda bursa (içi sıvı dolu kese) vardır. Bursit bursaların ağrılı iltihabi hastalığıdır. Bursaları tutabilen sistemik hastalıklar dışında, zorlanmalar ve tendinit sonucu gelişir. Bu en sık fırlatmaya dayanan sporlarda görülür. Spor dışında boya, cam silme gibi aktivitelerde de olabilir. İleri yaşlarda kendiliğinden de gelişebilir. Omuzun ön yüzünden aşağıya yayılan ağrı ve hassasiyet bulunur. Kolu yandan yukarıya doğru kaldırmak ağrıdan dolayı zor, bazen imkansızdır.


 

Belirti ve bulgular :

Tendinitte bazı kesin pozisyonlarda keskin bir ağrı olur. Tekrarlayıcı tendinit atakları rotator manşon yırtığına sebep olabilir.
Hastalar genellikle ilk belirtileri hatırlamazlar. Genellikle başlangıçta küçük bir ağrı ve adalelerde hafif bir güç kaybı vardır. Omuz hareket kısıtlılığı ve baş üzeri hareketlerde ağrı daha sonra başlar.Bursitis te orta-ileri derecede ağrı ve hareket kısıtlılığı vardır.

Subakromial bursanin inflamasyonuna bagli olarak omuzda sizlama tarzinda agri vardir. Deltoid kas grubu ve üst kolda kolu yukarı kaldirinca baslayan sizlama tarzinda agri ortaya çikar.Tutulan omuz üzerinde uyunursa agri artar. Tekrarlayan küçük travmalar agriyi artirir. Supraspinatus tendonu hassastir. Kolu yana açma ve içe çevirme ağrılıdır. NSAI ilaçlar, lokal steroid enjeksiyonu, ultrason ve fizyoterapiden yarar görürler.

 

Tanı koymak için ultrasonografi ve MR’dan yararlanılabilirse de çoğu zaman sadece muayene yeterlidir.

Tedavi için ağrı çok şiddetli ise kısa süreli istirahat verilir. Şişliği azaltmak için soğuk uygulama yapılır. Ağrı kesici ve iltihap dindirici romatizma ilaçları verilir. Bu yöntemlerle kontrol edilemeyen olgularda lokal enjeksiyon ve bazen fizik tedavi yapılır.

 

Tedavi

 

Bursitte tanıdan hemen sonra ilk olarak istirahat önerilir. Buz uygulaması, ödem giderici ilaçlar, kortikosteroid enjeksiyonları, fizik tedavi etkin bir tedavi sağlayabilir. Bazen geçici olarak kol askısı kullanılması gerekebilir. Ağrı azalınca omuz güçlendirme egzersizlerine başlanmalıdır.

 

Tendinitte omuz yeterince dinlendirilirse iyileşme başlar. Hasta daha sonra tedrici olarak germe ve güçlendirme egzersizlerine başlar. Egzersiz öncesi sıcak sonrasında soğuk uygulaması iyi sonuç verir. Bunun için fizik tedavi ajanlarından faydalanılabilir. Daha ciddi vakalarda ilaç ve kortikosteroid enjeksiyonları yararlıdır.

Bunlar işe yaramazsa;

Bursitis’ te cerrahi tedavi uygulanabilir, anca daha iyisi bursaya kortizon enjekte etmektir.

 


Tendinitiste doktor ek tanı yöntemleri ile etkili diğer faktörleri tesbit etmeye çalışır ve tüm sebepler bir arada düşünülerek cerrahi tedavi önerilir. Cerrahide amaç tendonu sıkıştıran faktörleri ortadan kaldırmaktır.

 

Korunma

 

İleri yüklenme yapılan sporcularda dikkatli olmalıdır. Bu vakalarda muhtemel sakatlanmalara karşı takımların tıbbi ekipleri uyanık olmalıdır. Ağrı başladığı anda önlemler alınmalıdır. Omzunuzu rahatsız hissederseniz tenis veya golf oynamaya devam etmeyin. Limitlerinizi zorladığınızda karşılaştığınız omuz ağrılarına ilgisiz kalmayın, dinlenin.

 

 

TENDİNİTLER

 

 


 

Tendonlar kasları kemiklere veya diğer dokulara bağlayan yapılardır. Tendinitlerin çoğu sebebi yıllarca süren yüklenmeer ve buna bağl oluşan yıpranmalardır. Bu durum ayakkabı tabanının uzun süre giyildikten sonraki eskimesine benzer. Genellikle tendinitler şu tiplerde olur:

l 

Ani başlayan tendinitler: Genelikle kol yukarda yapılan egzersizlerin sonunda aşırı yüklenmeye bağlı olarak ortaya çıkar.

 

l  Uzun süreli tendinitler yaşlanmayla birlikte yıpranmaya bağlı olarak gelişir.

l  Yaralanmalar veya dejeneratif hadiseler sonucu tendonlarda yarılmalar ve yırtılmalar olabilir. Döndürücü manşet tendinitleri bu duruma güzel örnek teşkil eder.

Tendinitte omuz yeterince dinlendirilirse iyileşme başlar. Hasta daha sonra tedrici olarak germe ve güçlendirme egzersizlerine başlar. Egzersiz öncesi sıcak sonrasında soğuk uygulaması iyi sonuç verir. Bunun için fizik tedavi ajanlarından faydalanılabilir. Daha ciddi vakalarda ilaç ve kortikosteroid enjeksiyonları yararlıdır.

 

BİSEPS TENDİNİTİ


Biseps tendonunda veya bisipital olukta ağrı ve hassasiyet ile karakterizedir Genel olarak kabul edilen sebep; tendonun olukta sürtünmesi ile oluşan irritasyona bağlı olduğudur Kolun aktif kullanılması esnasında ağrı yakınması ile başvurur Muayenede bisepsin uzun tendonu üzerinde hassasiyet ve önkolun zorlu supinasyonu ve fleksiyonu ağrının arttığı gözlenir Tedavide omuzun aşırı kullanılmasından kaçınılmaya çalışılır Sling ve kısa dalga diatermi uygulanabilir


 

AĞRILI ARK SENDROMU(SUPRASPİNATUS SENDROMU)

Kolu omuzdan yana açma hareketinin başlangıç ve son kısmında ağrı olmaması, orta kısmında ağrı ile karakterize bir sendromdur. Supraspinatus tendonunun kol kemiğinin omuzla eklem yaptığı  baş tarafındaki kemik çıkıntı kısmı ile korakoid ve korakoakromial ligament arasında sıkışması ile ağrı oluşur.
   

Patoloji : Normal omuzda kolu yana açma hareketi esnasında  45 - 160° arasındaki bölümünde humerus proksimali ile korakoid çıkıntı arasındaki mesafe hemen hemen sıfıra iner.Şayet buradan geçen yapılarda şişme ve hasssasiyet oluşursa bu hareket arkında mesafenin ortadan kalkmasına bağlı olarak ortaya çıkan sıkışma ile ağrı ortaya çıkar Bu sendromun oluşumuna neden olan 5 primer lezyon vardır Bunlar :

1 Supraspinatus tendonundaki küçük yırtıklar,

2 Supraspinatus tendiniti,

3 Supraspinatus tendonu içinde kireç depolanması,

4 Subakromial bursit,

5 Tuberkulüm majus yaralanmaları

Klinik : Omuz ekleminden yapılan yana açma hareketi sınırlarını 0 - 180° arasında kabul edersek, 45 - 160°arasındaki hareket arkında ağrı olur
     Bunun dışındaki abduksiyonun başlangıçtan 45° ye kadar olan kısmında ve son 20° lik kısmında ise ağrı olmaz

Radyoloji : Tuberkulüm majus kırığı veya tendon kireçlenmesi olan vakalarda radyoloji anlamlıdır Bunun dışındaki vakalarda normaldir

Ayırıcı Teşhis : Akromioklavikular dejeneratif osteoartrit ile sıklıkla kaırşır.  Ancak bu hastalıkta ağrı 90° abduksiyonla başlar abduksiyon arttıkça ağrıda artar

Tedavi : Primer lezyona uygun olarak tedavi yapılır
     Başlangıçtaki dönemde kısa dalga diatermi, non-steroid antienflamatuvarlar ve egzersiz gibi fizik tedavi modaliteleri uygulanır. Bunlarla tedavide başarılı olunamayan olgularda ise cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavide anterior akromioplasti ( akromionun anterior 1/3 kısmı ve korakoakromial ligament rezeksiyonu ) uygulanır

AKROMİOKLAVİKULAR DEJENERATİF OSTEOARTRİT

Glenohumeral dejeneratif osteoartritten daha fazla görülür. Eklem kıkırdağında bozulma, kemik çıkıntılar(osteofit) oluşumu ile karakterizedir. Elin başın üzerine götürüldüğü pozisyonlarda akromioklavikular eklemde ağrı ortaya çıkar. Muayenede eklem kenarlarında kalınlaşma, özellikle 90° kolu yana açtıkdan sonra artan ağrı vardır. Radyografide; kıkırdak mesafesinde daralma ve marginal osteofitler vardır. Tedavide, kolun yukarıya kaldırıldığı işlerden uzak kalma, fizik tedavi ajanlarının uygulanması ve çok şikayet olan durumlarda cerrahi tedavi uygulanır
     




BİSEPSİN UZUN TENDONUNUN RÜPTÜRÜ

Supraspinatus tendonu ve ekstensor pollicis tendonundan sonra vücutta en fazla yaralanmaya eğilimli olan tendondur. Tendon güçsüzleşmediği sürece rüptüre olması zordur. Tetikleyici faktör  yaştır. Yaşla birlikte özellikle tendonun içerisinde çalıştığı oluğa girdiği noktada ( bu noktada tendonun aksında açılanma oluşur ) meydana gelen tekrarlayan sürtünmeler kopmaya neden olur.
 

Klinik : Hasta genellikle orta yaşta erkek hastadır Kaldırma veya çekme esnasında omuz bölgesinde birşeylerin koptuğunu ve ağrı hisseder. Başlangıç döneminde bir şey hissetmez ama zamanla kolun ön kısmında kasın bulge olduğu ( toplandığı ) gözlenir. Rüptürden hemen sonra yapılan muayenede tendonun içerisnde çalıştığı oluk üzerinde hassasiyet saptanır. Hasta karşı dirence karşı fleksiyon veya supinasyon yaparsa adele karnı ortasında yuvarlak top şeklinde rüptüre olan kısım palpe edilebilir Dirsek fleksiyon veya supinasyonunda çok hafif bir güçsüzlük tespit edilir

Tedavi : Genellikle konservatif tedavi yeterlidir. Eğer cerrahi onarım düşünülürse Tendonun distaldeki güdüğünü bisipital oluğun duvarına sutüre etmek yeterlidir

 

 

KOMPLET ROTATOR CUFF YIRTIĞI

Komplet yırtığı inkomplet yırtıktan ayırmak önemlidir. İnkomplet yırtık ağrılı ark sendromu dediğimiz supraspinatus sendromunun önemli bir nedeniyken, komplet yırtıkta tam omuzun yana açma hareketi yapma kabiliyeti ortadan kalkar.



Genellikle ani düşme sonucu ortaya çıkar ancak tendonda yaşla birlikte ortaya çıkan dejenerasyon önemli bir predispozan faktördür.

Yırtık genellikle supraspinatus tendonundadır ancak komşu infraspinatus ve subskapularisi de içine alabilir Yırtık tendonun insertio yerine yakındır ve kapsülüde içine alabilir Yırtılan uçlar çekilir ve bu bölgede ara (gap) oluşur ve omuz eklemi ile subakromial bursa arasında irtibat sağlanmış olur.
 

Klinik : Hasta genellikle 60 yaş üzerinde erkek hastadır Düşme veya zorlanma sonrasında omuzda veya kolun üst kısmında ağrı, ve kolunu kaldıramama şikayeti ile gelir Muayenede o bölgede hassasiyet saptanır ve hastanın elini ensesine götürmesi istendiğinde glenohumeral eklemden aktif hareketin olmadığı ancak skapular hareketlerle 45 - 60° bir hareketin olduğu gözlenir Pasif hareketler tam olarak vardır ve yardımla birlikte deltoidin de katkısıyla 90° nin biraz üzerine kadarda hareket yapılabilir. Supraspinatus tendonunun yırtığında karakteristik olarak glenohumeral eklem abduksiyonu başlatılamaz Bunun sebebi abduksiyonun başalangıç fazında supraspinatus ve deltoidin kombine olarak hareket etmesi gerekmektedir. Bundan dolayıda yardım ve horizontal planda kısmi kaldırıldıktan sonra deltoid hareketi ile abduksiyon başlar. Ayırıcı teşhisde, ağrılı ark sendromu, axiller sinir paralizisi ile karışır MR ve Artrografi teşhisde önemlidir

Tedavi : Yaşlı hastalarda operasyondan kaçınılmalıdır, büyük yırtık durumlarında bile zamanla deltoid etkisi ile omuz abduksiyonu kazanılabilmektedir Genç hastalarda ise cerrahi olarak tendonun dikilmesi gerekir Yukarıdaki yöntemlere cevap alınamayan parsiyel yırtıklar veya tam yırtıklar için çeşitli cerrahi tedavi seçenekleri vardır. Aşağıda tanımlanan yöntemler modern omuz cerrahisi teknikleridir. Burada hangi tekniğin seçileceğine rotator manşondaki yaralanmanın büyüklüğü, yeri, sebebine bağlı olarak karar verilir. Artroskopik müdahale sırasında omuzdaki tesbit edilen diğer patolojilerinde düzeltilmesi şansı vardır.

REKURREN OMUZ ÇIKIKLARI (DİSLOKASYONU)

 

İlk omuz çıkığı genellikle oldukça büyük bir travmayla olur. Yeterli tedavi olmuş veya olmamış kişilerde ikinci ve sonraki çıkıklar şaşırtıcı derecede kolay olabilir. İlk çıkık sonrası tedavi kurallarına uygun yapılmış bile olsa yeniden çıkma olasılığı vardır. Özellikle ilk çıkık 20 yaş altında olmuşsa % 80 nin üzerinde yeniden çıkık olasılığı vardır. 40 yaş sonrası ilk omuz çıkığı geçiren hastalarda tekrarlayıcı çıkık oranı %20 lere iner.

İlk çıkık sırasında omuz sabitliğini sağlayan dokuların bir kısmının iyileşememesi yeniden çıkığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni labrum denen kıkırdak desteğin kemiğe yapışma yerinden ayrılmasıdır. (omuz anatomisine bakınız) Ayrıca omuz kapsülündeki gevşemede ana nedenlerdendir. Ayrıca humerus kemiğinin başındaki defektlerde sorumlu tutulmaktadır. Bu problemlerin onarıldığı cerrahi müdahaleler sonrası bile yeniden çıkıklar görülebilmektedir.

Tekrarlayan çıkıklar omuz ekleminde bozulma ve kireçlenmelere neden olurken omuz çevresi adele ve tendonlarda kalıcı hasarlar oluşturabilir. Ayrıca beklenmeyen zamanlarda oluşan omuz çıkıkları ek sakatlıklara da neden olur. Bütün bu nedenlerle tekrarlayan omuz çıkıklarında cerrahi tedavi önerilir.

Tekrarlayıcı çıkık (instabilite) tipleri

 

1- Travmatik çıkıklar

Bunlar; ilk çıkığın önemli bir travma ( düşme, çarpma,trafik kazası vs.) olduğu, tek yöne (öne veya arkaya) çıkık olabilen, labrum denen omuz destek kıkırdağının yırtığı ile görülen (Bankart lezyonu) , ve tekrarlayıcı çıkıklarında sadece cerrahi tedavinin etkili olduğu çıkık tipidir. Bu özelliklerinden dolayı tıp literatüründe İngilizce Travmatik, Unilateral, Bankart lezyonu, Surgery nin başharflerinden oluşan TUBS instabilitesi de denmektedir.

Tekrarlayıcı omuz çıkıklarının % 90 ı klasik travmatik çıkıklardır. İlerleyen vakalarda çıkıklar çok kolay olabilmekte ve hastalar genellikle omzunu kendileri yerleştirmeye başlamaktadırlar. Tek tedavi seçeneği cerrahi dir. (Bkz; Omuz artroskopisi, bankart onarımı)

 

2. Atravmatik çıkıklar

Bunlar; ilk çıkığınönemli bir kaza olmadan, günlük hareketlerde yapılan fazla zorlama sonrası (kolu çevirmek, fırlatma, ters bir hareket yapmak gibi), hem arkaya hem öne çıkan, genellikle her iki omuzda görülen, tedavisinde önceliğin fizik tedavi olduğu ve operasyonunda da kapsül operasyonlarının yapıldığı çıkık tipidir. Bu özelliklerinden dolayı tıp literatüründe İngilizce Atravmatik, Multidirectional, Bilateral, Rehabilitation ve Inferior kapsüler shifting in başa harflerinden oluşan AMBRİ instabilitesi denmektedir.

Bu hastalarda omuz çok kolay çıkmakta ve yerine girmektedir. İyi ve deneyimli ellerde yapılan fizik tedavi ile % 80 tedavi olmaktaır. Fizik tedaviye cevap vermeyenler ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

 

3- İstemli çıkıklar

Hastalar omuzlarını istemli olarak öne ve arkaya çıkarıp yerine yerleştirirler. Bu psikolojik komponentlerin bulunduğu atravmatik (AMBRİ) çıkıklar olarak sınıflandırır.

Bu hastaların öncelikle istemli çıkık yapmaktan vazgeçmeleri gerekir. Bunun için bazen psikolojik tedavi gerekebilir. İstemli çıkık yapmaktan tamamen vazgeçen hastalarda atravmatik (AMBRİ) çıkıktaki gibi tedaviye devam edilir. Fizik tedaviye rağmen belirli hareketlerde çıkık oluşuyorsa cerrahi tedavi denenebilir fakat cerrahi tedavi başarısı oldukça düşüktür.

 

Tedavi yöntemleri

Değişik cerrahi tipleri vardır. Bunların her birinin avantaj ve dezavantajları vardır. Bir cerrahiden beklenen özellikler şunlardır;
1. Düşük nüks oranı
2. Düşük komplikasyon oranı
3. Düşük yeniden operasyon oranı
4. İleride artrit olasılığı düşük
5. Hareket kısıtlılığı yapmayan
6. Eklem içinin görülmesine izin veren
7. Yeniden çıkığa neden olan problemlerin giderildiği
8. Vakaların büyük çoğunluğuna uygulanabilen olması.
Genelde artroskobik % 80, açık operasyonlar ile % 85 ler civarında başarı sağlamaktadırlar. Artroskobik cerrahi omuzda oldukça az cerrah tarafından yapılabilmektedir. Teknik olarak oldukça zor ve özel bir eğitim gerektiren bir tekniktir.

 

REKURREN ANTERİOR OMUZ ÇIKIĞI (DİSLOKASYONU)

Travmatik çıkık glenohumeral eklemde meydana getirdiği struktürel değişiklikler sonucu oluşur.
   Nadiren de travma olmaksızın ligament gevşekliği sonucu gelişir. Humerus başı glenoid labrum ve kapsülle birlikte glenoid anterior kenarından soyulması ile birlikte öne çıkar. Humerus başının glenoid anteriorundaki keskin kenar ile teması sonucu zamanla başın posterolateral kısmında artiküler eklem yüzünde meydana gelen baskılanma sonucu defekt oluşmaya başlar. 



Klinik olarak ilk omuz çıkığından sonra özellikle abduksiyon, ekstansiyon, dış rotasyon hareketleri ile ortaya çıkan çıkık tablosu oluşur

Röntgende rutin ön-arka filmlerde bir şey görülmeyebilir
     Olay eski ise humerus 60 -80° iç rotasyonda çekilen ön-arka röntgen filmlerinde humerus baş kısmında kemik defekti görülebilir   

Tedavi daima cerrahidir
     

REKURREN POSTERİOR OMUZ DİSLOKASYONU

Anterior dislokasyona göre oldukça nadirdir En sık sebebi elektrik şoklar ve epileptik nöbetler sonrası oluşurOlay aynıdır bunda farkı glenoin labrum ve periost skapula boynunun posteriorundan soyulur

 


 

 

 

Dislokasyon abduksiyon ve iç rotasyon hareketleri esnasında meydana gelir. Tedavi cerrahidir.

 

TORASİK ÇIKIŞ SENDROMU


Torasik çıkış sendromu (TÇS); omuz, kollar ve elleri etkileyen bir hastalıktır. Bu hastalık hem hastalar, hemde doktorlar için oldukça karışık bir durumdur. Omuz, kol ve el ağrıları olan bir insanda TÇS teşhisi koymak ve bunu ispat etmek oldukça zordur. Teşhis genellikle omuz, kol ve ellerde ağrı yapan diğer hastalıkların olmadığına karar verildikten sonra konulur.

Anatomi
  
Boynun yan tarafından çıkıp kol ve ellere doğru yol alan damar ve sinirler, boyundan ayrıldıktan sonra köprücük kemiği (klavikula), birinci kaburga ve iki boyun kasının oluşturduğu (skalen kaslar) dar bir alandan geçerler. Bu dar alana torasik çıkış adı verilir. Boyunda iki omur arasından çıkan sinirler çıktıktan hemen sonra birbirleriyle birleşerek ve tekrar ayrılarak ağlar oluştururlar ve omuz çevresine dallar verdikten sonra kola giden 3 ana siniri oluştururlar. Bu sinirler; radial sinir (el sırtı, kolun yanı, baş parmak), median sinir (baş parmak, 2.ve3. parmak ve 4. parmağın yarısı) ve ulnar sinirdir (serçe parmak, 4. parmağın yarısı, kolun iç tarafı). TÇS da her üç sinir etkilenmekle birlikte daha çok kolun iç yanından küçük parmak, yüzük parmağının yarısının hissiyatını ve parmaklar arasındaki kasların sinirlerini sağlayan ulnar sinir etkilenir. TÇS ayrıca kola giden atardamarları ve toplardamarları da etkiler, buna bağlı olarak ellerde şişmeler ve üşüme olabilir.
 
Sebepleri Torasik çıkışta omuz, kol ve ellere giden sinir ve damarları sıkıştıran birçok ihtimal vardır. Fazla bir kaburganın olması, yada 7.boyun omurlarının yan çıkıntılarının gereğinden uzun olması, köprücük kemiğinde iyileşmiş kırıklar, boyun kaslarında yaralanmalar veya spazm vs gibi sebepler, en sık rastlanan sebeplerdir. Ayrıca düşük omuz, uzun süre ağır yük taşıma, omuz seviyesinin üzerinde yapılan fiziksel aktiviteler, kamburluk diğer önemli sebeplerdir.

Belirtileri Bir veya iki kolda (özellikle sağ kol, el) ağrı, kuvvetsizlik, uyuşma, karıncalanma, şişme, yorulma, ve üşüme sık rastlanan şikayetlerdir. Bu belirtilerin tamamı boyun fıtığı ve kireçlenmeleri, karpal tünel sendromu, omuzdaki tendinit ve bursitlerle aynı belirtilerdir.

Teşhis Teşhis hastanın ifadelerine ve muayene bulgularına göre konulur. düz röntgen bazı sebepleri gösterebilir. EMG, MR, dopler ultrasonografi gibi ileri tetkik metotlarından yararlanılabilir.

Önleme ve tedavi TÇS nın esas tedavisini omuz çevresi ve boyun çevresi kaslarına yönelik egzersizler oluşturur. İyi bir duruş eğitimi ve dengeli kas yapısı torasik çıkışı genişleterek baskıları en aza indirir.

Ağırlık taşıma, itme, çekme zararlıdır. Stres kas spazmına yolaçarak torasik çıkışı daraltır. Boynu çevirerek arkaya bakmak zararlıdır.

Uzun süreli omuz seviyesinin üzerinde çalışmak zararlıdır.

Hasta omuzda ağır çantalar taşımamalıdır.

Omuz elavatörleri ( kaldırıcı kasları) güçlendirilmelidir.

İri göğüslü kadınlarda uygun sütyen giyilmeli yada göğüsler plastik olarak küçültülmelidir.

Fazladan bir kaburga varsa cerrahi olarak çıkarılabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon omuz çevresindeki ve boyun kaslarını gevşetir ve bu kaslardaki spazmı giderir.

Boyun ve omuz koruma prensiplerine dikkat edilmelidir.

 

·       Çok uzak yada yakın mesafeden televizyon seyretmeyin.

·       Özellikle saçları uzun olanlar iyice kurutmadan dışarı çıkarlarsa boyun kaslarında spazm olur. Bu nedenle saçlar yıkandıktan sonra mutlaka kurutulmalıdır.

·       Görme bozuklukları, objelerin görülmesi için çok daha fazla dikkat göstermenizi gerektirir. Bu durum boyun kaslarını yorarak boyun ve omuz ağrılarına zemin hazırlar. Bu nedenle görme bozuklukları zamanında tedavi edilmelidir.

·       Ellerinizi omuz hizasından yüksek yada çok alçak seviyelerde kullanmanız boyun bölgesini zorlar. Bu nedenle öğretmenlerde, duvar ve tavan işçilerinde boyun ağrısı sık görülür.

·       Eğer öğretmenseniz tahtaya kazı yazarken omuz hizasından üst seviyeye ve çok aşağı seviyelere yazı yazmayın.

·       Perde takmak gibi çok nadir yapılan uygun olmayan aktivitelerde bile boyun fıtığına ve diğer boyun ağrılarına yakalanabilirsiniz. Üzerine çıktığınız platformu yükselterek bu riski en aza indirin yada boyun probleminiz varsa en iyisi hiç yapmayın, daha uygun birilerinden yardım isteyin.

·       Uykusuzluk, çok çalışma, sinirsel gerginlik, işinden memnun olmama, takdir edilmeme gibi durumlar boyun kaslarında gerginlik yaparak disklerin beslenmesini bozabilir.

 

 

 

BOYUN VE OMUZ KORUMA PRENSİPLERİ

 

                                   Oturmak Çenenizi (yukarı değil) bükük ve boynunuzu arkaya çekik tutun. İyi bir boyun sağlığı iyi bir duruşla mümkündür. Kol destekleri olan sert sandalye kullanın. Gevşemeyin; bütün omurganız sandalye arkalığına dayanacak şekilde dik olsun. Sandalye kollarını kollarınıza destek olarak kullanırsanız, ileri eğilme sebebiyle boynunuzda olacak lüzumsuz zorlanmayı önlemeye yardımcı olur. Çenenizi ileri doğru uzatarak çok dikkatlice bir yere bakmayın.

Ayakta durmak Çenenizi ( yukarı değil) bükük ve boynunuzu arkaya çekik tutun. Keza belinizin düz durmasına çalışın. Dizlerinizi bükmeden öne doğru eğilmeyin; bu, boyun ve omuzlarınızın arkaya çekik ve dik tutabilmenizi kolaylaştıracaktır.

Yatmak Yüzüstü yatmayın. Yan yatarak uyumanız daha iyidir. Baş ve boynunuza yastığın yardımıyla normal bir duruş sağlayın, ve kollarınızı aşağıda tutun. Eğer sırt üstü yatmak istiyorsanız yastığınızı baş ve boynunuzun altına gelecek şekilde koyun. Yastık baş ve boynunuzu nötür bir durumda desteklemelidir. Boynunuzun gergin durmasından kaçının.

Yatak altına tahta konması veya sert ortopedik yatak kullanılması daha uygundur. Yumuşak yastığı boynunuzun altına uydurmaya çalışmak yerine, normal yastık da kullanabilirsiniz. Oturduğunuz yerde uyumak boyun için oldukça zararlıdır.

Yatarken televizyon seyretmek ve kitap okumak boyun kaslarınızı zorlar. Yatarken kollarınızı başınızın altına koymak yada kollarınızı baş hizasında tutmak zararlıdır. Kollarınızı eşinizin başı altına koymayın.

İstirahat halinde Televizyon seyretmek için bir sedire uzanmayın. Sert bir koltuk veya sandalye kullanın. Okurken başınızı desteklemek için yumuşak kuş tüyü yastık kullanmayın.

Araba kullanırken Arabada yüksek oturun. Koltuğunuz ( tercihen sert) direksiyonun üzerinden bakmak için gerilme ve eğilmenizi gerektirmeyecek şekilde ne çok alçak ne de çok geride olmalıdır. Destek için poliüretan bir sırt yastığı faydalı olabilir; yastık 1-2cm kalınlığında, sırtınız genişliğinde ve omuzlarınızın hizasına kadar olmalıdır. Aynaları iyi ayarlayın. Boyun ağrısı olanlar geri giderken boyunlarıyla değil belleriyle dönmelidir. Gereksiz yere camları açmayın, alacağınız rüzgar boyun tutulmasına yol açabilir.

Uzun yolculuklarda boyunluk kullanılması oldukça yararlıdır. Uzun yolculuklarda 3-4 saatte bir ara vererek boyun, sırt ve bel kaslarınızı esnetin.

Bir şeyi kaldırırken veya bir şeye uzanırken Dizlerinizi bükün ve kaldırma için bacak kaslarınızı kullanın. Ani hareketlerden kaçının. Ağırlığı gövdenize yakın tutun ve hiçbir şeyi baş hizasından yukarı kaldırmaya çalışmayın. Başınız hizasından yüksekçe bir rafa uzanmanız gerekliyse bir iskemleye çıkın. Uzun süre uzanma veya yukarı bakmaktan kaçının.

Çalışırken Aşırı çalışmayın. Eğer bütün gün masada çalışıyorsanız; fırsat bulunca kalkıp dolaşın. İş arası dinlenmelerde egzersizlerinizi bir iki defa yapmanız faydalı olabilir. Çalışma materyaline çok yakın olmak boyun kaslarını zorlar. Uzun süreli klavyeli cihaz kullananlarda boyun ağrısına daha sık rastlanır. Şayet buna mecbursanız egzersizlerinize daha çok dikkat edin, cihaz karşısındaki duruşunuz boynunuzu en az zorlayacak pozisyonda olsun.

Dikkat edilecek diğer noktalar

 

Uygun olmayan sütyenler özellikle iri göğüslü hanımlarda boyun, sırt ve omuz ağrılarına sebep olabilir.

 

Dişleri sıkarak yatmak ( diş gıcırdatması) boyun kaslarında spazma yol açar, sonuçta boyun ağrıları ve çiğneme kaslarında ağrı olur.

 

Telefonla konuşurken telefonun boyunla omuz arasına sıkıştırılması boyun kaslarına zarar verebilir.

 

Bel ağrıları ve boyun ağrıları birbirlerini oldukça etkileyen hastalıklardır. Bu nedenle boynu ağrıyanlar aynı zamanda bellerine, beli ağrıyanlarda boyunlarına dikkat etmelidirler.

 

Çalışırken çalışma masasına dayanmayın.

 

Işıklandırması iyi ayarlanmamış ortamlarda çalışmak boyun ve sırt kaslarınızı zorlayabilir.






Üye Girişi
Doktoruna Sor
İnsan Kaynakları
Aktiviteler
Anlaşmalı Kurumlar
Copyright 2009 © Neo Adworks