DİZ
Diz travmaya en çok maruz kalan ve bu yüzden de ağrı yakınmasına en
sık yol açan eklemdir. Bunun nedeni dizin basışta, yürüyüşte, çömelmede,
kalkmada ve eğilmede büyük rol oynuyor olmasıdır.
Diz; uyluk kemiği(femur) ile kaval kemiği (tibia) arasındaki
menteşe biçimli bir eklemdir.


Eklem iç ve dış olmak üzere iki bölümlüdür. Eklem ön taraftan diz
kapağı ile korunur. Eklem içindeki tüm kemik yüzeyler eklem kıkırdağı ile
örtülmüştür.
Femur ve tibia arasındaki yük taşıyan kıkırdak yüzeyler, menisküs denilen iki
esnek kıkırdaktan yapı ile korunur ve desteklenir.

Menisküsler “C” harfi biçimli ve kuş yuvası biçiminde kenarları
yüksek ortası ince bir yapıdadır. Bu yapı yuvarlak femur ile düz tibianın
yapısal uyumunu sağlar, binen yükün tüm eklem yüzeyine dağılmasını sağlar,gelen
darbeleri emer, eklemin sabitliğine yardımcı olur.
Bağlar diz eklemini sabitleyen ana yapılardır. Birbirlerinden tamamen ayrı
yapılar olan bağlarla tendonları karıştırmamak gerekir. Bağlar her iki ucu
kemiğe yapışan sabit yapılardır, sınırlı esneklikleri vardır. Tendonlar ise bir
uçları kemiğe yapışan, diğer uçları adeleyle devam eden, adelenin hareketini
kemiğe ileten yapılardır.
Yan bağlar dizin iç ve dış yanlarında bulunur ve dizin her iki yana açılmasını
önler. Dış yan bağ dışında dizin dışa açılmasını engelleyen dizin arka-dış
köşesinde bağlar ve popliteus tendonundan oluşan posterolateral kompleks
denilen bir ek yapı vardır. Bu yapının zedelenmesine ait bulgular ve tedavi
gözden kaçabilir.

Ön çapraz bağ –ACL- tibia ile femuru tam orta noktadan birbirine
bağlar. Fonksiyonu dizin dönme hareketlerini kısıtlamak ve tibianın öne
hareketini engellemektir. Arka çapraz bağ –PCL- tibianın arkaya hareketini
önler.
Dizin tüm bu anatomik yapıları boyunca kaslar uzanır ve birlikte
çalışarak dizin koşmak, yürümek gibi hareketlerini yönetirler. Kaslar ayrıca
sabitliği sağlayan oluşumlara destek sağlar, korurlar.
Dizi yöneten iki ana grup kas vardır. Ön uyluğun 4 başlı kası
(quadriceps) Leğen kemiğinden uyluğun ön yüzü boyunca uzanır, diz kapağı
üzerinden tendonlaşarak devam eder ve tibianın üst-ön tarafına yapışır. Dizin
doğrultulması-düzleştirilmesi hareketini yaptırır. Aynı zamanda diz kapağı
kemiğinin üst, iç ve dışına yapışan ayrı başları ile diz kapağının dengesini
sağlar. Dizin dönme hareketlerini kısıtlayarak ön çapraz bağa, tibianın arkaya
hareketini kısıtlayarak arka çapraz bağa yardımcı olur. Uyluğun arkasında ikisi
tibianın dışına, ikisi içine yapışan hamsring adeleleri vardır. Hamsringler
dönme hareketini ve tibianın öne hareketini kısıtlıyarak ön çapraz bağa
yardımcı olur.
ÖN
DİZ AĞRISI
Diz eklemi denince hemen akla yük taşıyan
tibia-femur kemikleri arasındaki ana eklem gelir. Aslında diz yakınmamalının
önemli bir kısmını oluştururlar. Koşucular, atlayıcılar, bisikletçiler gibi
dizi kıvrık pozisyonda bacağına yüklenen sporcularda diz kapağına aşırı bir yük
biner. Bu aşırı yüklenme diz kapağının altındaki kıkırdak ve altındaki kemiğe
aşırı yük biner ve ağrıya neden olur. Fakat bu bulguların çıkması için mutlaka
sporcu olması gerekmez. Ev hanımlarından ofis çalışanlarına kadar çok geniş bir
yelpazede de bu tür ağrılar görülür.
Belirtiler;
Merdiven
iner-çıkarken
Diz çöküldüğünde
Çömelip kalkıldığında
Diz bükülü pozisyonda uzun süre oturulduğunda
Ağrı olur.
Nedenler;
Dizin karmaşık yapısı çok hassastır. Ön diz ağrılarına etki eden çok sayıda
faktör vardır.
Diz kapağının altındaki femur kemiği eklem yüzeyi ile ilişkisi; yapısal olarak
diz kapağı dışa dönük, yarı çıkık, çıkık veya yüksekte olabilir. Bu durum tüm
yükün diz kapağının küçük bir bölgesine binmesine neden olur ve buradaki
kıkırdağın hızla bozulmasına neden olur. (Bakınız; Patella (diz kapağı)
dönüklüğü veya yarı çıkığı )
Yapısal olarak bacak aksı bozukluğu
Medial plika bantı diz içindeki normal eklem katlantısının kalınlaşarak diz
büküldüğünde ağrı yapmasıdır.
Yaralanma
Aşırı antreman veya yüklenme
Bacak adelelerinde dengesizlik, zayıflık
Düz tabanlık
Tanı;
Eğer günün birinde yukarıdaki pozisyonlarda
ağrınız başlarsa neden olan hareketi yapmaktan vazgeçip dinlenin ve bir basit
ağrı kesici alın ve buz yapın. Eğer 1-2 güne kadar geçmezse ve tekrarlıyorsa
diz konusunda deneyimli bir ortopediste başvurun.
Tanı için en değerli bulgular konuşma ve
muayene ile elde edilir. Hastaların ağrılarının hangi pozisyonda arttığı,
süresi çok değerli verilerdir. Sinema, tiyatro, uçak-otobüs yolculukları gibi
dizin uzun süreli sabit kaldığı durumlarda dizde ağrı ve huzursuzluk hissemeye
"theatre sign" (tiyatro bulgusu) denir ve ön diz ağrıları için çok
tipiktir. Uzun süre spor yaptıktan sonra bırakan kişilerdede kas dengesizliğine
bağlı ön diz ağrıları sıktır. Muayene eklendiğinde % 90 lara varan tanı konur.
Hastalık hikayesi + muayene ön diz ağrılarının ana eklem ağrılarıyla
karıştırlmasını önler. Ana eklemlerdeki MR bulguları ile ön diz problemleri
gözden kaçan, gereksiz tedavi ve ameliyat olan çok sayıda hasta vardır.
Konuşma ve muayene sonrası ön diz
ağrılarının nedenlerini ve ciddiyetini tesbit için çeşitli radyolojik
incelemeler gerekir. Diz kapağının pozisyonunu saptamak için diz kapağının
çeşitli açılarda pozisyon röntgenleri, bilgisayarlı tomografi istenebilir. Diz
kapağı ve altındaki kıkırdağın durumunun tesbiti ve diz içindeki-tendonlardaki
diğer patolojilerin tesbiti için de MR sıklıkla gerekir.
Tedavi;
Tedavi ön diz ağrısının nedenine göre
biçimlendirilir.
Tendon, yaralanma, aşırı yüklenme-antreman
kökenli ön diz ağrılarında öncelikle RICE protokolü (dinlenme-buz-elastik
bandaj-yukarıda tutma) uygulanır. Arkasından egzersiz, germe, fizyoterapi ile
esnetme, çabukluk, kuvvetlendirme, koordinasyon çalışmaları yapılır. Bu
çalışmalar normale dönünceye kadar devam eder. Sonrasında egzersizlere devam
etmek nüksleri engellemek için gereklidir. Bu konuda doktorunuzla iletişimi
koparmamanız gerekir. Cerrahi tedavilerin yeri çok sınırlıdır.
Diz kapağı pozisyonunun bozukluğuna bağlı ön
diz ağrılarında daha uzun ve zorlu bir süreç vardır. Öncelikli tedavi
fizyoterapi ve egzersiz tedavisidir. Burada klasik fizik tedaviden çok farklı
bir fizyoterapi uygulanır. Ön diz adelelerinden iç kısımdakiler elektroterapi
ve egzersizle kuvvetlendirilirken, diz kapağının hareketliliğini için
manüplasyon yapılır. Fizyoterapi ile % 50-60 başarı elde edilir. 3 ay
fizyoterapiye cevap vermeyen vakalarda cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir.
Cerrahi tedavi olarak 2 temel seçenek
vardır;
1. Artroskobik cerrahi; 2 adet 1 cm den
küçük kesilerden cerrahi yapılır. Artroskopi ile bozulmuş kıkırdak parçalarının
traşlanması-canlandırılması yapılabilir. Artroskopik veya bazen 2 cm lik küçük
kesiler eklenerek kıkırdak nakilleri yapılabilmektedir. (miniopen teknik)
Diz kapağının dışa devrik veya yarı çıkık
olduğu durumlarda diz kapağını dışa doğru çeken kapsül artroskobik olarak
kesilerek (LATERAL GEVŞETME) pozisyonunun düzeltilmesi sağlanır. Diz kapağının
pozisyonunun tam düzelmediği durumlarda içteki kapsülün daraltılması da
eklenebilmektedir.
Bu tip artroskapiler sonrası hastalar 4 saat
sonra yürüyerek ağrısız bir biçimde evlerine giderler.
Başarı oranı % 80 lerdedir.
2. Yönlendirme cerrahisi; Artroskopinin
başarılı olmadığı veya diz kapağının ileri çıkık-yarı çıkık durumlarında diz
kapağının anatomik kusurunu düzeltici kemik operasyonları gerekebilir. Bu
konuda en popüler operasyon "Fulkerson Osteotomisi" dir. Bu
operasyonda diz kapağı kemiğinin alt bağlantısı patellar tendonun tibiaya
yapışma yerinin içe-öne-yukarı veya aşağı kaydırma olanağı vardır. Böylece diz
kapağı pozisyonu düzelmiş ve kıkırdağına binen aşırı yükler azaltılmış olur.
Ameliyat sonrası ciddi bir fizik tedavi gereksinimi vardır.
Korunma;
Ön diz ağrılarından korunmak için günlük
yaşamda yapılacak şeyler vardır.
1. Formda kalın; Genel vücut
kondüsyonunuzu koruyun. Fazla kiloların olmaması dize binen yüklerin aşırı
olmaması sağlar. Bunun için düzenli egzersiz yapın. Egzersiz öncesi 5 dakika
ısının. Uygun ayakkabılar ile spor yapın.
2. Germe egzersizleri yapın; Diz etrafı kasları
için germe egzersizleri yapın.
3. Temponuzu yavaş arttırın; Egzersiz
yoğunluğunu aniden aşırı bir biçimde arttırmayın.
4. Dizinize aşırı yük bindiren
egzersizlerden uzak durun; Diz çevresi adelelerini kuvvetlendirmek
için yapılan "leg extantion", "leg press" hareketlerinde
dizinizin bükme açısını 0-45 derece arasında ve ayak uçları dışarı bakar
pozisyonda tutun. Hip abduktion hareketini yapmayın.
DİZ
EKLEMİNDE AĞRIYA NEDEN OLAN ÖZEL DURUMLAR
BURSİTLER;

Vücüdun
diğer yerlerinde olduğu gibi diz çevresindeki bursaların fonksiyonu yüzeyler
arasındaki sürtünmeyi azaltmaktadır. Bu bölgede bir çok bursa olduğu
bildirilmişse de en önemli bursalar; suprapatellar, popliteal, prepatellar,
infrapatellar ve pes anserinus bursasıdır. Bursa oluşumları tekrarlayıcı
yaralanmalar sonrasında semptomatik olabilirler. Prepatellar ve infrapatellar
bursalar gibi yüzeysel olanlar sık olarak travmaya uğrarlar. Buna en tipik örnek
devamlı diz üzerinde çalışmayı gerektiren mesleklerdeki gibi tekrarlayan
travmaların bursalarda yaptığı inflmasyondur.
Prepatellar
bursit;
Ev kadınlara özgü olarak anılır. Diz üzerine düşme veya diz üstüne çökerek
yapılan aktiviteler sonucu oluşur.


İnfrapatellar
bursit;
Tekrarlayan ağırlıklı diz fleksiyonları sonucu ortaya çıkar. Patellar veya
quadriseps tendinitleri ile ilişkili olabilir.
Anserine
bursit;
Yaşlı ve kilolu kadınlarda sıklıkla görülür. Diz osteoartritine bu kişilerde
sıklıkla eşlik eder.
Ağrı
en önemli semptomudur. Etkilenen bursa bölgesinde palpasyonla lokal ağrı ve
duyarlılık vardır. Genellikle fleksiyonda ve gece veya aktiviteyi takiben
artar.
Yardımcı
tanı yöntemleri ayırıcı tanıda infeksiyon, artritler, tümör, kırık, menisküs yırtığı
gibi durumları değerlendirmek için yapılabilir
Klinik olarak bursanın lokalizasyonu üzerinde, duyarlılık ve ağrılı bir şişlik
görülür. Travmatik akut bursitisin klinik bulgularının diğerleri, rengin
değişmesi ve diz fonksiyonlarının sınırlanmasıdır. Tanı klinik olarak
kolaylıkla konulabilinir. Ancak gereksinim halinde diz çevresi tümörlerinden
ayırıcı tanısı için ileri radyo-diagnostik tanı yöntemlerine başvurulmalıdır.
Travmatik bir bursitisin tedavisinde akut bulgular gerileyene kadar diz
dinlendirilir. Soğuk uygulama ile birlikte lokal ve sistemik analjezik ve
antienflamatuvar ilaçlardan yararlanılır. Çok fazla gerginlik gösteren
şişliklerde steril koşullar sağlanarak ponksiyon uygulanır. Aspirasyon,
kompresyon bandajlı ve istirahatla iyileşme hızlandırılır. Şişmenin
artırılmasına engel olmak için buz uygulanabilir. Şikayetler yüklenmelerinde
ortadan kalkmasıyla giderek azalır. İyileşme göstermeyen inatçı olgularda
bursektomi yani bursanın bütünün çıkarılması endikasyonu vardır.

BAKER
KİSTİ;

Dizin
arkasında en sık görülen kisttir.
Bir kapı menteşesinin pürüzsüz biçimde hareket etmesi, hareket eden parçaları
arasındaki sürtünmenin azaltılması ve aşınmanın, yıpranmanın en aza indirilmesi
için yağlanması gerekir. Benzer biçimde, dizlerinizdeki kıkırdak ve tendonlar
da, sinoviyal sıvı adı verilen bir yağlayıcı sıvıya muhtaçtır. Bu sıvı
bacaklarınızın yumuşak biçimde salınmasına yardım eder ve dizlerinizde, hareket
eden kısımlar arasındaki sürtünmeyi azaltır.
Sinoviyal sıvı, dizinizin her yanında dolaşır ve dizinizin tüm bölümlerindeki
çeşitli doku şişliklerinin (bursalar) içinden ve dışından geçer. Diz ekleminiz
ve dizinizin arkasındaki bursa (popliteal bursa) arasında, valfa benzer bir
sistem bulunur. Bu sistem bursaya giren ve bursadan çıkan sinoviyal sıvı
miktarını düzenler.
Ancak bazen diz çok fazla miktarda sinoviyal sıvı üretir. En yaygın olarak
görülen biçimde, bunun nedeni, çeşitli arterit veya diz yaralanması türlerinde,
özellikle kıkırdak yırtılmasında olduğu gibi, diz ekleminin iltihaplanmasıdır.
Dizinizin arkasındaki popliteal bursa en yüksek olasılıkla, aşırı sinoviyal
sıvısından ötürü şişer. Bursa, sıvı ile şiştiği ve genişlediği zaman, sonucunda
Baker kisti adı verilen bir şişlik oluşur. Doku bakımından, içi jel ile dolu
bir balona benzer
Kronik
irritasyon sonucu sinovyal sıvının artması ile karakterizedir. Genellikle
inflamtuar veya dejeneratif eklem hastalıklarına eşlik eder.
Gastroknemius-semimembranosus bursaları sinoviti en sık görülen çeşididir.
Çocuklarda
bu bölgenin direkt travması söz konusu iken
erişkinlerde
romatoid artrit ve osteoartrit ilk planda sorgulanması gereken hastalıklardır.
Bunların dışında kondromalazi patella, kronik bağ veya menisküs yaralanmaları,
pigmente villonodüler sinovit ve kapsülit te ayırıcı tanıda akla gelmelidir.
Genellikle
asemptomatik kalabilir. Popliteal çukurda flüktuasyon veren bir kitlenin palpe
edilmesi tanıyı koydurur. Ultrsound görüntüleme ve MRI kesin tanı
koydurabilecek görüntüleme teknikleridir.


Tedavide kistin aspirasyonu önemlidir. Bunun dışında kist
olumuna neden olan etmenlerin saptanarak tedavi edilmeleri önemlidir. En sık
görülen komplikasyonu kistin yırtılması veya baldıra disseksiyonudur. Bu durum
yalancı tromboflebit sendromu olarak bilinir.
ÖN ÇAPRAZ BAĞ ZEDELENMELERİ


Ön Çapraz Bağ zedelenmelerini iyice anlamak için hem dizin anatomisini iyi
bilmek,Hemde ÖÇB fonksiyonunu iyi bilmek gerekir.ÖÇB dizin ana stabilize edici
bağıdır.ÖÇB Tibia nın Femur üstünde aşırı öne gitmesini ve dönmesini önleyerek
dizin stabilizasyonuna yardımcı olur.
Eğer ÖÇB ciddi şekilde zedelenirse kişi dizini unstabil hisseder yada boşalma
olduğunu belirtir. Zadelenmenin tipine ve şiddetine bağlı olarak dizde diğer
oluşumlardada zedelenme olabilir. Şok emici rolü oynayan menisküsler, yan
bağlar(MCL ve LCL), Arka Çapraz Bağ ve dizdeki kemik ve kıkırdaklarda
zedelenebilir. ÖÇB zedelenmesinin derecesi değişik olur. Bazı kişilerde kısmi
yırtılır yada tam olarak kopabilir. ÖÇB zedelendiğinde maalesef kendiliğinden
iyileşmez.
ÖÇB değişik mekanizmalarla zedelenebilir ancak sıklıkla dönme zedelenmesi yada
diz üstü düşmelerde zedelenir. Ayak ve bacak yerde sabit vaziyette iken vücudun
dönmesi sonrası ÖÇB zedelenir. Halı dsahada halıya ayağın takılması ve vücudun
bacağın üstünde dönüp yere düşmeler, kayakta keza düşmelerde kayağın atmaması
ve vücudun sabit bacak üstünde dönmesi ÖÇB yırtılmasına neden olur.
Çoğu kşide diz şişer, ağrılıdır ve unstabil hissedilir. Bazı kişilerde ağrı ve
şişlik olmaz, sadece yürümekle dizde boşluk hissedilir. Muayenede boşluğa ve
rotasyonel instabiliteye bakılır.
Rontgen kırığı ayırtetmek için çekilir. MRI kesin tanı için fizik muayene
bulgularına yardımcıdır. Çok şişlik ve kanaması olanlarda yapılacak ilk yardım
ve daha sonraki fizik tedavi sonrası4-6 hafta sonra yeni bir MRI çekilmelidir.
ÖÇB zedelenmesinde tedavi zedelenmenin şiddetine ve ilave zedelenmelere bağlı
olarak değişir. Herkese göre ayrı bir tedavi programı mevcuttur. Öncelikle
başta koltuk değnekleri kullanılarak ağırlık verilmez, buz kompresi , bandaj
uygulanır gerekirse dizlik kullanılır. ÖÇB zedelenmesinden sonra uzun vadeli
amacımız kişinin zedelenme öncesi aktivite seviyesine kavuşmasıdır. Bu dizin
stabilite ve fonksiyonuna bağlıdır. Diz rehabilitasyon programları “ kuvvet
egzersizleri,esneklik egzersizleri, aerobik kodisyon, derin duyu çalışmaları “
diz fonksiyonlarını ve stabilitesini kazanmak ve sağlamakta çok
önemlidir.Stabilite Fizik tedavi ve özel cıhazlerle yada Ameliyat ile
sağlanır.En ideal tedavide bile diz normal eski haline dönmeyebilir ve kişi
aktivitelerini değiştirmek zorunda kalabilir. Ameliyat olmayan ve devamlı
boşalan dizlerde ileri zedelenmeler olabilir ve arthrit gelişebilir.
PATELLOFEMORAL PROBLEMLER
Patella ya da bilinen adıyla dizkapağı, normal işini yapamamaya
başlarsa diz ağrısına neden olabilir. Patelladaki hiza veya aşırı kullanma
problemleri patellanın arkasındaki kıkırdağın aşınmasına ve yırtılmasına yol
açabilir. Bu durum diz ekleminde ağrı, kuvvet kaybı ve şişmeye sebep olur.
Patellayı ve diz ekleminde üzerinde kaydığı oluğun içini etkileyen çeşitli
problemler vardır. Bu problemler her yaştan insanı etkileyebilir.

Anatomi
Patella (dizkapağı) dizin ön tarafında bulunan hareketli kemiktir.
Bu benzersiz kemik, uyluğun ön yüzündeki büyük kasları alt bacak kemiğine bağlayan
bir tendonun içine sarılmıştır.
Patellanın altı, eklem yüzeyinde bulunan pürüzsüz ve kaygan örtü
olan artiküler kıkırdak ile kaplıdır. Bu örtü, patellanın femur denilen uyluk
kemiği tarafından oluşturulan özel bir oluk içinde kaymasına (veya gidip gelmesine)
yardımcı olur. Bu oluğa femoral oluk denir.
Uyluğun iki kası patellaya tutunur ve bacak düzleştiğinde femoral
oluktaki konumunu korumasına yardımcı olur. Bu kaslar vastus medialis oblikus
(VMO) ve vastus lateralis (VL) kaslarıdır. VMO uyluğun iç tarafında, VL ise dış
tarafında uzanır. Bu kaslar arasındaki zamanlama kaybolursa patella oluğundan
çıkabilir.

Problemler genellikle patella kıkırdağının aşındığı veya
yırtıldığı zaman ortaya çıkar. Altta bulunan kıkırdak dejenere olmaya başlar,
bu durum zaman zaman kondromalazi patella olarak adlandırılır. Aşınma ve
yırtılma birkaç nedenden ötürü gelişir. Dejenerasyon yaşlanma sürecinin bir
parçası olarak ortaya çıkabilir. Patellofemoral eklem genellikle diz
osteoartriti (kireçlenme) nedeniyle etkilenir.
Diz ağrısının sık görülen nedenlerinden biri patellanın diz
hareket ettikçe femoral olukta izlediği yol ile ilgilidir. Kuadriseps kası
patellayı bu oluk içinde hareket etmesi için kontrol eder. Eğer kuadrisepsin
bir kısmı herhangi bir nedenden ötürü zayıflarsa bir kas dengesizliği
oluşabilir. Böyle bir durumda, kuadriseps kasının çekme kuvveti patellanın bir
tarafının diğerine göre daha fazla çekilmesine yol açabilir. Bu da eklem
kıkırdağının üzerine bir tarafta diğerine göre daha fazla basınç binmesine neden
olur. Bu basınç zamanla eklem kıkırdağını hasara uğratabilir.
Benzer problem kuadriseps kasının zamanlaması bozulduğunda da
ortaya çıkabilir. Bu durum patellanın dizin dış köşesine doğru çekilmesine
neden olur. Sonuç patellanın eklem yüzeyinde anormal basınç oluşmasıdır.
Diz eklemini meydana getiren kemiklerin şekil farklılıklarından
kaynaklanan dengesizlik sorunları da olabilir. Bu farklılıklar, ya da anatomik
varyasyonlar, insanların doğuştan gelen özellikleridir. Bazı insanlar femur ve
tibianın (kaval kemiği) diz ekleminde birleştiği yerde normale göre büyük bir
açıyla doğar. Bu açı kadınlarda erkeklere göre daha büyüktür. Patella normalde
femoral oluğun içinde bu açının tam merkezinde yer alır. Kuadriseps kası
kasıldığında diz eklemindeki açı düzleşir ve patellayı dizin dış tarafına doğru
iter. Bu açının arttığı durumlarda, patella dışarıya doğru daha yüksek baskıyla
ötelenir. Bu da yukarıda belirtilene benzer bir probleme yol açar. Patella
oluğun içinde kayma hareketi yaparken dışarıya doğru ötelenir. Bu durum bir
tarafa diğerine göre daha fazla basınç uygulanmasına ve alttaki eklem
kıkırdağının hasarlanmasına sebep olur.


Dizi oluşturan kemiklerdeki anatomik varyasyonlar, femoral oluğun
bir tarafının diğerine göre daha küçük olması gibi durumlar yaratabilir. Bu,
oluğun genellikle dizin dış kısmında çok sığ olması gibi bir duruma yol
açabilir. Oluğun sığ olduğu insanlarda bazen patella oluğun yanından kayar,
buna patellar çıkık denir. Patellar çıkık sadece ağrıya neden olmakla
kalmaz, aynı zamanda patellanın altındaki eklem kıkırdağına da hasar verir. Bu
durum sürekli tekrarlarsa, patellofemoral eklem hızlı bir şekilde dejenere olur
(kireçlenir).
Yüksek yerleşimli patellası olan insanlarda da patellanın çıkma
riski yüksektir. Patella alta denilen bu durumda, oluk çok sığdır ve
patella femur üzerinde yüksek konumda oturmaktadır. Femoral oluğun yanları
yüksek yerleşimli patellayı yerinde tutmak için fazla küçüktür. Kuadriseps
kasının kuvvetli bir şekilde kasılması patellayı kenarlardan ve oluğun içinden rahatlıkla
çıkarır, bu da patella çıkığına neden olur. Eklemlerinde yaygın laksite
(gevşeme) olanlar başta olmak üzere, patella alta en sık kızlarda görülür.
Belirtiler
Patellofemoral problemleri olan insanlar, dizkapaklarında kayma
hissi tarif eder. Bunun ağrıya karşı bir refleks yanıtı olduğu ve dizdeki
bir gevşeklikten kaynaklanmadığı düşünülmektedir.
Bazı hastalar dizin ön tarafında veya dizkapağının kenarlarında
ağrı olduğunu belirtir. Bu belirtiler patellanın femoral oluktaki yolundaki
problemlerden kaynaklanıyor olabilir. Ancak patella normal yolunda olsa bile
patella ağrısına ilişkin belirtiler görülebilir.
Patellanın altındaki eklem kıkırdağı hasarlanırsa patellofemoral
problemler ortaya çıkar. Bu dizin ağrıması gerektiği anlamına gelmez. Bazı hastaların
hiçbir zaman böyle sorunları olmaz. Bazılarının ise dizlerinde tek bir noktada
odaklanmayan belirsiz ağrıları olur. Ağrı bazen patellanın iç kenarında
hissedilir ancak bu ağrı patellanın altında veya herhangi bir noktasında da
hissedilebilir. Patellofemoral problemleri olan hastalar tipik olarak merdivenden
inerken veya yokuş aşağı yürürken ağrı hisseder. Arabada veya
sinemada otururken olduğu gibi, dizin uzun süre bükülmüş bir pozisyonda kalması
ağrıya neden olabilir.
Çömeldiğinizde veya merdivende aşağı iner veya yukarı çıkarken
dizinizde gıcırdama veya çatırtı sesi duyabilirsiniz. Eğer aşınma
ve yırtılma miktarı hatırı sayılır bir oranda ise dizinizi büktüğünüzde çıtlama
veya tıklama hissedebilirsiniz. Bu durum patellanın pürüzlü yüzeyi femoral oluğa
sürtündüğü zaman meydana gelebilir. Diz ağır efor sonucu şişebilir, tutuk ve
katı bir hal alabilir. Bu olay genellikle diz eklemi için sıvı birikmesinden
kaynaklanır, dizin su toplaması olarak adlandırılabilir; ancak patellar
problemlere özgü değildir, diz iltihaplandığı zaman da oluşabilir.
Tanı
Tanıyı belirlemenin ilk adımı dizinizle yaşadığınız problemlere
ilişkin tıbbi öykü ve sonrasında ise patella ve dizinizin muayenesi oluşturur.

Düz grafi tetkiki istenebilir. Düz grafi patellanın femoral olukta düzgün
olarak yerleşip yerleşmediğini gösterir. Dizin farklı açılarda bükülmüş bir
pozisyonda olduğu birden fazla film çekilir ve böylece patellanın femoral
olukta uygun doğrultuda hareket edip etmediği belirlenir. Patella ve kaval
kemiği arasında uzun süredir iltihabi süreçler varsa, çekilen filmde artrit de
görülebilir.
Patellaya ilişkin problemlere tanı koymak zor olabilir. Belirtiler
diğer diz problemleri ile kolaylıkla karışabilir çünkü belirtiler genellikle
birbirine benzer. Bu olgularda manyetik rezonans görüntülemesi (MRI) gibi başka
tetkikler önerilebilir.
MRI cihazı, normal X ışınının aksine vücudun yumuşak dokularını
gösteren manyetik dalgalardan yararlanır. Bu cihaz dize ilişkin dilimlere
benzer fotoğraflar oluşturur. Bu tetkik genellikle dizin ligamentleri veya
menisküslerdeki yırtıklar gibi hasarları görüntülemek için kullanılır. MRI
görüntü kalitesindeki son ilerlemeler doktorların eklem kıkırdağını
görebilmelerini ve herhangi bir hasar oluşup oluşmadığını belirlemelerini
sağlamıştır. Bu tetkik iğne veya herhangi bir kontrast madde gerektirmez ve
ağrısızdır.

Bazı olgularda, dizinizdeki problemi yaratan nedene ilişkin hala
soru işaretleri varsa kesin tanıyı belirlemek için artroskopi kullanılabilir.
Artroskopi diz eklemine fiberoptik küçük bir kameranın
yerleştirildiği cerrahi bir girişimdir, bu sayede ortopedi uzmanı eklemin
içindeki yapıları doğrudan gözleyebilir. Artroskop hekiminize patellanın
arkasındaki eklem kıkırdağının durumunu gösterme imkanı tanır. Patellofemoral
problemlerin büyük çoğunluğuna cerrahi girişime gerek kalmadan tanı konabilir;
artroskopi de genellikle diğer yollarla tanı konan problemlerin tedavisine
saklanır.

Tedavi
Cerrahi Dışı Tedavi
Patellar problemlerin başlangıç tedavisi dizdeki iltihabı
azaltmakla başlar. Hekiminiz, problem özellikle aşırı kullanımdan
kaynaklanıyorsa istirahat ve anti-enflamatuar ilaçlar önerebilir. Erken aşamada
fizik tedavi uygulaması ağrıyı ve iltihabı azaltarak yardımcı olabilir. Fizik
tedavi hekiminiz buz masajı ve ultrason vasıtasıyla ağrı ve ödemi azaltabilir.
Dizlik veya bant takmanız egzersiz ve aktivitelerinizi daha az
ağrıyla yapmanızı sağlayabilir. Patellofemoral problemlere yönelik dizliklerin
çoğunluğu kumaş veya neopren gibi yumuşak kumaştan yapılmıştır. Dizinizin üzerinde
bir yen gibi kaydırabilirsiniz. Patellanın kenarlarındaki küçük destek
yastıkçıkları, patellanın femurun oluğu içinde kalmasını sağlar. Patellayı
yerine bantlamaya yönelik alternatif dizlikler de mevcuttur. Terapist bandı
dizin üstüne tatbik eder ve patellanın yeniden hizalanmasına yardımcı olmak
üzere ayarlar. Dize dizlik veya bant takılması fikri patellanın femoral oluk
içinde düzgün bir şekilde hareket etmesini sağlamaya yöneliktir. Bu sayede
kuadriseps kasının çekme kuvvetinin düzeltileceğine ve patellanın olukta düzgün
bir şekilde kayacağına inanılmaktadır. Hastalar bu tür tedaviler ile daha az
ağrı ve fonksiyonlarda iyileşme bildirmektedir.
Ağrı ve iltihap kontrol altına alındıkça, fizik tedavi hekiminiz
dizinizin esnekliği, kuvveti ve kas dengesini iyileştirmek için size önerilerde
bulunacaktır.
Cerrahi Tedavi
Cerrahi dışı tedavi durumunuzu düzeltmezse ameliyat önerilebilir.
Patellofemoral problemler için kullanılan girişimler farklılık gösterir.
Şiddetli olgularda şu tekniklerden bir veya birkaçının birlikte kullanılması
gerekebilir.
Artroskopi Yöntemi :Dizin patellofemoral
problemlerinin tedavisinde artroskopi bazen yararlı olabilmektedir. Patella ve
femoral oluğun eklem kıkırdağı yüzeylerini doğrudan gözlemek, bu alanlarda ne
kadar aşınma ve yırtılma olduğunu belirlemenin en hassas yoludur.
Artroskopinizi yapan hekim patellayı oluk içinde hareket ederken de gözler ve
patellanın normal hareket edip etmediğine de karar verebilir. Patellanın
arkasında yüzeyi pürüzlü yapan eklem kıkırdağı hasarlı alanlar varsa, hekiminiz
çeşitli aletler vasıtasıyla yüzeyi düzleştirip ağrınızı azaltabilir. Bu işleme
patellanın traşlanması da denebilmektedir.
Kıkırdak Prosedürü
Patella artritinin ilerlemiş olgularında, hasarlanmış kıkırdağı
onarmak veya restore etmek için ameliyat yapılabilir. Eklem kıkırdağına yönelik
ameliyat tipi hasarın büyüklüğü, tipi ve konumuna göre değişmektedir. Kıkırdak
onarımına ilişkin cerrahi tedavinin yanı sıra, patellayı yerine oturtmak için
başka girişimler de yapılabilir, iyileşmekte olan kıkırdağa bu sayede daha az
baskı uygulanmış olur.
Lateral Serbestleştirme
Patella ile ilgili probleminizin yanlış hizalanmadan kaynaklandığı
düşünüldüğünde lateral serbestleştirme adı verilen bir yöntem önerilebilir. Bu
girişim patellanın daha normal bir konuma ötelenmesi ve eklem kıkırdağı
üzerindeki baskının azaltılması için yapılır. Bu ameliyatta, patellanın dış
tarafındaki sıkı ligamentler kesilir veya serbestleştirilir ve böylece patella
femoral oluğun daha merkezi bir kısmına ötelenir. Bu ligamentler sonunda
ameliyat ile oluşturulan boşluğu dolduran bağ dokusu ile iyileşir, ancak
patellayı ameliyattan önceki kadar kuvvetli bir şekilde dışarıya çekmezler.
Böylece kuadriseps mekanizması dengelenir ve patellanın arkasındaki eklem
kıkırdağı üzerindeki baskı eşitlenir.
Ligament Sıkılaştırma Tekniği
Patelladaki hiza bozukluğunun şiddetli olduğu bazı olgularda
lateral serbestleştirme tek başına yeterli olmayabilir. Hekiminiz tekrarlayan
patella çıkıklarında problemi çözmek için kuadriseps mekanizmasını tekrar
hizalandırmaya da ihtiyaç duyabilir. Lateral serbestleştirmeye ek olarak, dizin
iç kenarındaki tendonlar da sıkılaştırılabilir.
Kemiklerin Hizalandırılması
Hiza bozukluğu şiddetliyse patella tendonunun kemiğe bağlandığı
yer de, tibia kemiği üzerindeki başka bir noktaya ötelenebilir. Patellar
tendonun patellayı alt bacak kemiğine (tibia) bağladığını düşündüğünüzde,
hekiminiz kemiğin bu kısmını hareket ettirerek tendonun patellayı femoral
oluktaki hareket ettirme biçimini değiştirebilir. Bu işlem patellar tendonun
tibia üzerine tutunduğu bölge cerrahi olarak çıkarılarak gerçekleştirilir.
Kesilen bu parça daha sonra tibiaya diğer dizdekine göre daha yakın bir bölgeye
tekrar tutturulur.
Kemik tibia üzerine genellikle vidalar ile tutturulur. Bu işlem patellayı
iç tarafa öteler. Cerrahi yara iyileştikten sonra patella oluğun merkezinde
daha iyi hareket eder ve arkasındaki eklem kıkırdağı üzerindeki baskıyı her iki
tarafa eşit olarak yayar.
Patellanın tıraşlandığı artroskopik girişimler veya basit bir lateral
serbestleştirme ameliyatı günübirlik cerrahi şeklinde yapılabilir, bu aynı gün
içinde hastaneden taburcu olabilmeniz anlamına gelir. Probleminiz patellar
tendonun tutunduğu kemiğin kesilmesini gerektirecek kadar kapsamlı bir cerrahi
girişim gerektirirse hastanede bir veya iki gün yatmanız gerekebilir.
Rehabilitasyon
Cerrahi Dışı Rehabilitasyon
Patellofemoral problemleri olan hastalar dört ila altı haftalık
fiziksel tedaviden yarar görebilir. Tedavinin amacı ağrı ve iltihabın
azaltılması, kas dengesizliğinin düzeltilmesi ve patellanın işlevini
iyileştirmektir.
Ultrason, elektriksel uyarım ve buz uygulaması gibi tedaviler
ağrının ve ödemin kontrol altına alınması için kullanılan yöntemlerdir.
Kas dengesizlikleri genellikle germe ve güçlendirme egzersizleri
ile tedavi edilir. Esnetme egzersizleri özellikle uyluk ve baldır kasları için
tasarlanmıştır. Kuadriseps kaslarının kontrol ve kuvvetini maksimuma çıkarmak
için özel egzersizlerden yararlanılmaktadır.
Terapistiniz bir dizlik verebilir veya dizinize nasıl bandaj
uygulayabileceğinizi gösterebilir. Ayrıca dizin hizalanmasını ve patellanın
fonksiyonunu iyileştirmek üzere ortotik denilen özel ayakkabı ekleri dizayn
edebilirler.
Ameliyattan Sonra
Birçok ortopedist patellofemoral problem nedeniyle diz ameliyatı
olmuş hastalarını rutin fizik tedavi programlarına alır. Patellası tıraşlanmış
hastalar rehabilitasyona genellikle hemen başlar. Patellanın hizalanması veya
eklem kıkırdağına ilişkin restoratif girişimler gibi daha kapsamlı
ameliyatlarda terapinin bir süre sonra başlaması gerekir. Ayrıca dize çok fazla
yük binebileceği için kemik veya kıkırdağın iyileşmesine izin vermek adına
rehabilitasyon daha yavaş uygulanabilir.
İlk birkaç fizik tedavi uygulaması ameliyattan kaynaklanan ödem ve
ağrının kontrol altına alınmasına yöneliktir. Fiziksel tıp uzmanı dizin
hareketini iyileştirmeye ve kuadriseps kaslarının tonusunun artması ve tekrar
aktif hale gelmesini sağlamaya yardımcı egzersizler seçer. Başlangıçta kasların
tekrar hareket etmesini sağlamak için kuadriseps kaslarının üzerine
elektrotların konduğu kas stimulasyonu yöntemine ihtiyaç duyulabilir.
Program ilerledikçe dizin kuvvet ve işlevini daha ileri bir
noktaya taşımak için daha zorlayıcı egzersizler tercih edilir. Bunu yaparken
dikkat edilmesi gereken, yumuşak dokuları güvenli ve dengeli bir şekilde germek
ve aşamalı olarak kuvvetlendirmektir.
Fiziksel tıp hekiminizin amacı ağrınızı kontrol altına almak,
iyileşmekte olan dizinize fazla kuvvet idirmediğinizden ve kuvvetinizi ve
kuvvetinizi ve hareket aralığınızı artırdığınızdan emin olmaktır. Her şey
yolunda giderse, düzenli muayeneler bir süre sonra tamamlanacaktır.
Terapistiniz size yol göstermeye devam edebilir ancak evdeki programınızın bir
parçası olan egzersizleri yapmak kendi inisiyatifinizdedir
PATELLA ÇIKIKLARI VE YARI ÇIKIKLARI (SUBLUKSASYONLARI)
Vücudun
en büyük sesamoid kemiği olan patella' nın arka eklem yüzü düzgün, kıkırdakla
örtülü, oval biçimdedir . Patello - femoral ilişki femur' un iki kondili
arasında ki olukla patellanın ,dik bir çıkıntı tarafından iki yüze (faset)
ayrılan eklem yüzü arasındadır.
Patellanın lateral yöne çıkık veya subluksasyonu gelişme dönemi ve
adolesanlarla sıkça görülen bir patolojidir. Genelde genç kızlarda görülür.
Çıkık çok kez diz ekstansiyonda iken krusun ani dışa rotasyonu ile gerçekleşir.
Böylece patella dış kondil üzerinden laterale kayar. Buna karşın mediale çıkık
az görülür.



Nedenleri
Etyopatogenezinde
patello - femoral eklemi kapsayan ekstensor mekanizma bozuklukları, patello -
femoral eklem anomalileri , destekleyici kas, tendon ve bağ patolojileri ve diz
mekanizmasındaki bozukluklar vardır . Patolojiler ilerleyici bir nitelik
gösterir. Patellofemoral eklem patolojilerindeki ilerleyici patolojiler
kuadrisepsin çekmesindeki anormalliklere, osteokondral serbest fragmanlara,
patella kondromalaziye, menisküs yırtık ve dejenerasyonlarına yol açabilir .
Patello -
femoral eklemi kapsayan ekstansor mekanizma bozuklukları :
a.Patello femoral eklem anomalileri,
b.Destekleyici kas ,tendon ,bağ retinakulum patolojileri ,
c.Diz mekanizması ile ilgili bozukluklar ,
d.Travma sonucu segonder olarak meydana gelen ilave patolojiler,
e.Genel eklem laksiditesi bir parçası olarak, gelişir .
Patella
çıkık veya yarı çıkıkları şu alt gruplarda özetlenebilir:
A. Travmatik ( akut ) Patella Çıkığı,
B. Kronik Patella Subluksasyonları, ( lateral kompresyon sendromu )
C. Redükte Edilmemiş Eski Patella Çıkığı,
A.Nükseden (recurrent) veya İhtiyadi Patella Çıkığı,
E . Konjenital (sabit veya nükseden) Patella Çıkığı ,
AKUT
PATELLA ÇIKIĞI
Akut
olgularda çok kez hasta dizinde bir şeyin kaydığını ve dizinde boşalma olduğunu
hisseder.. Akut ve yeni olaylarda dizde hemartroz oluşur. Patella medial
kenarında ve dış kondil üzerinde duyarlılık vardır. Deformite çok belirgindir
ve patellanın kemik çıkıntısı dizin lateralinde yer alır. Patella arkaya
bastırılırsa ağrı artar. Bu çıkıklarda lateral femur kondili veya medial
pateller fasette kırık olabilir.
Muayene sırasında patella çıkığının kendiliğinden yerleşmesi görülebilir.
Radyografi tanıda yardımcı olur. Ön arka ve yandan radyografilerden başka oblik
ve tanjansiyel grafileriler ile patellanın lokalizazyonu ve kemik yapıdaki
anomaliler hakkında bilgi edinilir.
Konservatif tedavi : Akut olgularda kapalı redüksiyon yapılır.
Anesteziye pek seyrek olarak gerek duyulur. Diz yavaş yavaş ekstansiyona
gelirken patella dış kondil üzerinden içeri (mediale) doğru bastırılarak
redükte edilir. Sonra uyluk yukarısından malleollere kadar bacak
immobilizasyona alınır. Tespit süresi 6-8 haftadır.
Cerrahi tedavi : Cerrahi tedavinin amacı kuadriceps çekme kolunu medial
konuma getirmektir. Çıkık osteokondral kırıkla birlikte ise cerrahi tedavi
gerekir. Osteokondral kırıklar eklem içi kırıklar olduğu için anatomik
redüksiyon gereksinimi vardır. Tesbit için vida veya diğer internal fiksasyon
gereçleri kullanılır. Akut yırtıklarda erkan cerrahi girişimle medial
retinaküler yapıların onarımı ile , patella veya dış kondilden ayrılan
osteokondral kırıkların eksizyonu veya büyücek parçanın eski yerine
yerleştirilmesi ile daha başarılı sonuç alınmaktadır.
PATELLANIN İHTİYADİ (HABİTÜEL) ve NÜKSEDEN (RECURRENT) ÇIKIĞI
Tanıda
anamnez önem taşır. Ağrı kronik ve intermittandır. Dizde boşalma, gevşeklik,
sürtünme sesi özellikle koşma, tırmanma ve ani hareket gerektiren sporlarda
daha belirgin hale gelir.
Muayenede dizde şişme varsa aspire edildikten sonra patella altında ve medial
retinakulumda duyarlılık hissedilir. Yaralanma mekanizmasıyla birlikte fizik
muayene bulguları kıkırdak lezyonlarını düşündürse bile patolojinin boyutları
için daha ileri tetkiklere gereksinim vardır. Bu yüzden kesin tanı klasik
radyoloji, NMR ve artroskopik bulgulara göre konulur.Radyolojik bulgular
içerisinde özellikle tanjansiyel grafiler patellanın konumu hakkında bilgi
verir. BBT ve NMR eşlik eden lezyonların boyutlarını göstermesi bakımından
faydalıdır.
Cerrahi tedaviden önce konservatif yöntemlerle dizin cevre adaleleri
kuvvetlendirilir.
Hastada patella çıkığı sık tekrarlıyorsa, hastada bir güvensizlik ve daha ufak
bir nedenle patellanın çıkma riski veya sıklaşan çıkıklar nedeni ile eklemin
ağır şekilde hasara uğraması halinde cerrahi tedavi gerekir.
Cerrahi tedavinin amacı kuadricepsin çekme kolunun medilale alınmasını
sağlamaktır. Tedavi deki diğer hedef eklemin anatomik bütünlüğünün tekrar
kazanılmasıdır. Bu yüzden konservatif tedaviyle yaklaşım sınırlı kalabilir.
Cerrahi tedavi artroskopik bulgular ve artroskopik cerrahi ile
gerçekleştirilir.
DOĞUŞTAN ÇIKIKLAR
Patella' nın
doğuştan çıkığı, çocuğun dizini fleksiyonda tutması ve bacağı hareket
ettirmedeki isteksizliği belirginleşince kadar güç tanınır. Tanıda röntgen
filmlerinin değeri yoktur, çünkü ossifikasyon 2. yaştan, önce görülmez. Bununla
birlikte beraberinde çok kez genu valgum deformitesi vardır ve krus uyluğa göre
dışa rotasyon durumundadır. Tedavinin ilk döneminde genu valgum deformitesi
düzeltilmelidir. Bu, bebeklikte birbirini izleyen manüpilasyon ve alçı
tespitleriyle yeterli bir biçimde düzeltilebilirse de, daha büyük yaşlarda
suprakondiler bölgede osteotomi ile tibia' nın içe rotasyona getirilmesi
gerektir.
DİZ BAĞ
LEZYONLARI
Diz vücudun en büyük ve harekette hayati
önemde bir eklemdir. Dizin sabitliğini yan bağlar ve çapraz bağlar sağlar.
Çapraz bağlar diz ekleminin içinden
uyluk(femur) ve kaval(tibia) kemiğini bağlar. Bu bağlar kısa bir halat gibi bu
iki kemiği sıkıca birbirine bağlar , diz bükülürken ve düzken gerekli olan
sabitliği sağlarlar. Önde bulunana ön çapraz bağ (ACL), arkada olana arka
çapraz bağ (PCL) denir.
Yan bağlar femur ve tibia kemiklerini iç ve
dıştan (dış yan bağ tibianın dış arkasında bulunan fibula kemiğine yapışarak
indirekt yoldan tibia'yı sabitler) birbirlerine bağlayarak sabitler. Diz
ekleminin her iki yana açılmasını engeller. Aynı zamanda bu kemiklerin dönme
hareketlerini sabitlemede çapraz bağlara destek olur.
ÖN ÇAPRAZ BAĞ (ACL) YARALANMALARI
ACL tibia' nın femur 'a göre öne kaymasını
engeller.Aynı zamanda tibia'nın dönme hareketini de engeller.
Ön çapraz bağ aşağıdaki şekillerde
yaralabilir;
Ani yön değiştirme, diz dönmesi
Koşarken, kayarken yavaşlama
Zıplama sonrası yere inerken
Dize direkt darbe



Belirtiler
Ön çapraz bağınız yaralandığında
hemen bir ağrı hissetmeyebilirsiniz. Bununla beraber bir kopma sesi veya diz
kontrolünün bozulduğunu genellikle hissedilir. 2-12 saat içinde diz şişer ve
ayağa kalkıldığında ağrı olur. Ortopedist görene kadar buz uygulaması ve
bacağın yukarı kaldırılması ağrı ve şişlik gelişimini azaltır.
Ön çapraz bağ yırtığı ile
yürünürse diz kıkırdağı zedelenebilir. Özellikle ayak sabitken vücud
döndürüldüğü zaman, kaval kemiği (tibia) sabit kalırken uyluk kemiği (femur)
döner. Bu kıkırdak üzerinde öğütücü-yaralayıcı bir etki yapar.
Tanı
ACL yırtıklarının temel tanı ve
değerlendirme yöntemi muayenedir. Çeşitli muayene testleri vardır. Özellikle
operasyon kararını verdiren stabilite testleri muayene ile yapılmaktadır.
Bu tip yaralanmaları olan
hastalarda başka kemik patolojilerini tesbit için direkt röntgenler, eklem içi
patolojiler için MRG istenebilir. Nadiren bazı vakalarda artroskobik muayene
gerekebilir.
Tedavi
Cerrani ve cerrahi olmayan
tedavi alternatifleri vardır.
Cerrahi olmayan tedavi;
Tam olmayan (parsiyel )
yırtıklar
Yaş veya genel olarak düşükfiziksel aktiviteleri olanlar
Stabilite testlerinde (pivot
shift testi gibi) genel stabilitesi iyi durumda olan
dizlerde cerrahi tedaviye gereksinim duyulmayabilir. Bu tür hastaların ömür
boyu uyluk ön ve arka adelelerini (quadriceps ve hamstring) geliştirici düzenli
çalışma yapmaları, riskli aktivitelerde özel dizlik kullanmaları önerilir.
Cerrahi tedavi;
ACL yırtığı olan aktif ve spor
yapmak isteyen hastalarda gereklidir. Zaman zaman diz dönmesine gelişen
aktivitesi daha az olan kişiler de dize güveni geri getirmek ve kıkırdak
hasarını engellemek için önerilmektedir.
Cerrahi tedavide genellikle
artroskobik olarak diz çevresindeki bir tendon (veya bir parçası) kullanılarak
ön çapraz bağın orjinal anatomisine uygun bir rekonstriksiyon sağlanır. ACL
rekostriksiyon ameliyatı sonrası yaklaşık 3 aylık ciddi bir fizik tedavi ve
iyileştirme programı uygulanır.
ARKA ÇAPRAZ BAĞ (PCL)
YARALANMALARI

Arka çapraz bağ (PCL),ACL kadar
sık yaralanmaz. PCL yaralanmaları genellikle aşırı gerilme çekilme ile olur. En
sık nedeni dizin ön tarafına doğru bükülmesi hareketi neden olur. Bu tür
hareket yalnış bir adımla olabileceği gibi, snowbord, motosiklet, futbol gibi
sporlarda daha sık oluşur.
PCL yaralanmasında diz
sabitliğinde bozulma olur. Özellikle tibia femura göre geriye doğru kayar. Bu
hareket yumuşak diz eklem kıkırdağının zedelenmesine veya incelmesine neden
olabilir. Bu aşınma ileri dönemlerde kireçlenme ile sonuçlanabilir.
PCL yaralanmasında belirtiler
ACL yırtıklarına benzerdir. Ancak dizde dönde gibi instabilite bulguları daha
nadirdir.
PCL yırtığı olan kişilerin çoğu
normal aktivitelerine iyi bir rehabilitasyon programı sonrası ameliyatsız
dönerler. PCL'in tibia'dan bir kemik parçası ile kopuğu veya rehabilitasyona
rağmen kaza öncesi performansına dönemeyen sporcularda operasyon gerekebilir.
Yan bağ yaralanmaları

İç yan bağdaki (MCL) küçük tam
olmayan yırtıklarda cerrahi tedavi gerekmeyebilir. Bu durumda doktorunuzun
kararına göre bir bandaj veya çeşitli dizlik seçeneklerinden biri
kullanılabilir. Bu durumlarda günde 2-3 kez 15-20 dakika buz uygulaması ,
bacağı yukarıda tutma, istirahat şişlik ve ağrının daha hızlı iyileşmesine
yardımcı olmaktadır.
Yan bağ yaralanmalarının ilk
günlerinde dizdeki şişlik ve ağrı yaralanmanın ciddiyetinin muayene ile
tesbitini zorlaştırabilir. Bu durumlarda doktorunuzun anestezi altında muayene
veya MR tetkiki tekliflerini ciddiye almak akıllıca olur.
Dış yan bağ (LCL) ve iç yan
bağın tam yırtıklarında bağın lifleri yeterince güçlü iyileşmemesi dizde
stabiliteyi riske atar. Özellikle genç ve spor yapan aktif insanlarda cerrahi
tedavi tercih edilir. İç ve dış yan bağ yeni yırtıklarının cerrahisi kolay bir
prosedürdür ve sonuçları oldukça iyidir. Cerrahi tedavi sonrası dizin eski
fonksiyonlarına dönmesi yoğun fizyoterapi gerektiren bir dönem gerektirir.
Diz yan bağ yaralanmalarının
yetersiz tedavisi sonucu oluşan dizin sabitliğinin bozulması spor yapmayı ve
yüksek fiziksel aktiviteyi bozmakla kalmaz oluşan anormal hareket biçimi dizde
erken kireçlenme gelişmesine neden olur. Bu durumda bağın rekonstriksiyon (
yeniden oluşturma) operasyonları gerekir. Bu operasyonlar yeni yırtık
operasyonlarına göre teknik açıdan daha zor ve tam iyileşme süresi daha uzun
olmakla beraber iyi ellerde iyi sonuçlar vermektedir.
OSGOOD - SCHLATTER HASTALIĞI
Çocukluk
çağında sık rastlanan bir diz ağrısı sebebidir. Diz kapağının alt ucundan,
kaval kemiğine (tibia) yapışan patellar tendon ve yapışma yerinde ağrı ve
hassasiyet olmasıdır. Hastalık erkeklerde kızlardan 3 kat daha fazla görülür.
Erkek çocuklarda 11-15 yaşlarında, kızlarda 8-13 yaşlarında sık görülür. Tek taraflı veya çift taraflı olabilir.
Osgood-Schlatter hastalığı gençlerde en sık diz ağrısı
sebeplerinden biridir. Dizin hemen altında şişlik, ağrı ve hassasiyete sebep
olur. Ağrı genellikle oyun ve spor sırasında yani aktivite arttıkca
şiddetlenir.
Bu olaya
hastalık denilmesi pek doğru sayılmaz aşırı kullanmaya bağlı oluşan bir
durumdur
Daha çok
hızlı büyüme dönemindeki erkek çocuklarında görülür. Bir dizde veya iki dizde
birden görülebilir. Sık karşılaşılan geçiçi bir durumdur.
Büyüme
döneminde gevşek olan kemik- tendon yapışma yerinin uyluk ön bükümündeki
kasların (kuadriseps, dizi doğrultucu kas) ani kasılması ile bu bölgedeki
periost (kemiği çevreleyen zarlar) tüberositas tibiadan (kaval kemiğinin
uç-önündeki çıkıntı) ayrılır.
Hareketle artan, dinlenmeyle azalan bir ağrı vardır. Patellar tendon
kalınlaşmıştır. Bu bölgede basmakla ağrı vardır. Dizin tam bükülmesi ve tam
doğrultulması (fleksiyon, ekstansiyon) ağrıya sebep olur.
SEBEBİ NEDİR?
Genç sporcularda sık olarak karşılaşılan büyümenin hızlı olduğu dönemlerde
(9-13 yaş) oluşan bir durumdur. Erkeklerde daha sık görülür. Genellikle tek
dizde görülür. Osgood-Schlatter hastalığının uyluğun ön kısmındaki güçlü
kasların çekmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu kasların ucunda dizi
geçerek bacağın kaval kemiğine yapıştıran kirişler bulunur. Kaslar kasıldığı
zaman diz kapağı altındaki kirişler kemik üzerinden çekilmeye maruz kalırlar ve
bu da ağrıya neden olur. Bu sorun özellikle koşma, zıplama veya merdiven
inme-çıkma gibi hareketler sırasında belirginleşir. Şikayetler istirahatle
düzelir.
· Dizde hafif şişlik
· Hafif ısı artışı
· Gece ağrısı görülür
·
Bastırmakla ağrı ve hassasiyet vardır
Futbol veya
basketbol oynayan ya da jimnastik yapan genç atletlerde daha sık görülür. Bu sorun genellikle zamanla kendiliğinden düzelir. Çocuğun
büyümesi tamamlanınca, kirişler daha güçleneceği için ağrı ve şişme kaybolur.
Sorun nadiren büyüme çağından (turkeyarena.com) sonra da devam edebilir.
Doktorunuz iyi bir muayeneden sonra ağrının başka bir nedeni olmadığından emin
olmak için dizin filminin çekilmesini isteyebilir.
Tedavisi
Kendini sınırlayıcı bir hastalıktır. Ağrı önemli bir bulgudur ağrılı dönemlerde
istirahat hem ağrıyı dindirir hem de olayın 6-18 ay içinde kendiliğinden
geçmesini sağlar. Bazı durumlarda doktorunuz ağrının geçmesini takiben 2-4
aylık süreyi de içine alacak şekilde bir hareket kısıtlaması önerebilir.
Dizlerde aşırı bükülmeye neden olacak hareketlerden kaçınmalıdır. Sportif
aktivitelerin kesilmesi gerekli değildir fakat hareket kısıtlaması yararlıdır.
Koşma süresi ve hızı da azaltılmalı, zıplamaktan kaçınmalıdır.
Ağrı sırasında ağrıyan bölgeye buz uygulanabilir. Buz uygulaması şişme ve
ağrıyı önleyebilir. Diz elastik bir bandajla sarılmalı ve yüksekte
tutulmalıdır.
Yapılması gerekenler kısaca şöyle özetlenebilir ;
·
İstirahat
·
Buz
·
Elastik bandaj
·
Yükseltme
Eğer bu yöntemler rahatlama sağlamazsa doktorunuz diz
hareketini kısıtlayacak cihaz (atel) kullanılmasını önerebilir. Aspirin ve
ibuprofen gibi ilaçlar ağrı ve şişmeyi azaltabilir.Tam iyileşme sağlanıncaya
kadar koltuk değneği ile yürümek gerekebilir.
Bu tedaviden sonuç alınamazsa kortikosteroid enjeksiyonu
yapılabilir. Son çare olarak ameliyat düşünülebilir. Cerrahi müdahale oldukça
risklidir ve ciddi komplikasyonlara (patella alta, genu rekurvatum,
kondromalazi vs.) yol açabilir. 15 yaş civarında kendiliğinden iyileşir.Ağrının
tamamen düzelmesi için birkaç hafta veya ay gerekebilir. Büyüme süresince bu
şikayetler devam edebilir. Ağrı tamamen geçince çocuğunuz eski aktivite
düzeyine dönebilir.
HASTALIĞIN TEKRARLAMASINI ÖNLEMEK İÇİN YAPILABİLECEK HERHANGİ BİR ŞEY VAR
MIDIR?
Doktorunuz fizik tedavinin yardımıyla çocuğunuzun evde bazı eksersizler
yapmasını önerebilir. Bu önlemlerin sorunun büyümesini önlemesi gerekir. İyileşme
süreci devam ediyorsa, eksersizden sonra ağrı ve şişmeyi önlemek için buz
uygulamak gerekir. Osgood-Schlatter hastalığı genellikle biraz istirahat ve
zamanla kendiliğinden düzelir. Ancak ihmal edilir ve ağrıya rağmen eksersize
devam edilirse hastalık kötüye gidebilir ve tedavisi güçleşebilir.
DİZDE KİREÇLENME
(OSTEOARTRİT=OA)
Kireçlenme veya artrit diz eklem kıkırdağının parlak ve pürüzsüz yapısının
bozulması ve eklemin fonksiyonlarının bozulmasıdır. Kireçlenmelerde kıkırdakla
beraber menisküslerde yırtıklar, kemik çıkıntıların oluşumu da genellikle
birlikte olur. Kireçlenme ilerleyici bir hastalıktır. Yakınmalar zaman zaman
azalır veya geçerse de yıllar içinde problemler artacaktır.
Kireçlenen dizde ağrı başlar.
Zaman içinde eklem hareketleri kısıtlanır ve kireçlenme ilerledikçe bacaklar
eğrilmeye başlar. Kadınlarda, erkeklere göre iki kat fazla görülür. Bu
hastalıktan etkilenenlerin çoğu 50 yaşın üzerindedir. Tüm dünyada görülür;
ancak bazı ırklarda daha sık olarak gözlenir. Diz OA'sı, özellikle kadınlarda,
ellerde nodüllerle (sert şişlik) birlikte görülen eklem ağrısı ile beraber
olabilir. Şişman olanlarda OA hem daha sık gelişir, hem de şişmanlık hastalığın
ilerlemesi için de bir risk faktörüdür. Yapılan bilimsel çalışmalar; şişmanlığın
ortadan kaldırılmasının diz OA’ini %50 oranında azaltabileceğini göstermiştir.
Bu nedenle henüz OA gelişmemiş şişman kişiler eğer zayıflarlarsa, hastalık
gelişme riski büyük oranda azalabilir. OA gelişmiş şişman kişilerde, çok az
kilo verilmesi bile yakınmaları büyük oranda geriletmektedir. Örneğin, 5 kg
verilmesi, diz üzerindeki yükü 15-20 kg azaltmaktadır. Çünkü, normal yürüyüş
sırasında diziniz üzerine vücut ağırlığınızın 3.5 katı yük binmektedir.
Birçok hastada herhangi bir neden yoktur. Özellikle erkeklerde, kıkırdağa
yönelik yapılan bir ameliyat benzeri 'mekanik' bir neden olabilir. Bazı
kadınlarda ailesel bir eğilim olduğu görülebilir. Genetiğin özellikle ellerde
görülen dejeneratif değişiklikte rolü vardır. Şu andaki bilgilerimiz birden
fazla faktörün hastalığa neden olduğunu düşündürmektedir. Bu faktörler
şunlardır: yaşlanma, OA’e genel yatkınlık, eklemin iç yapısındaki dokuların
yaşlanması, eklem yüzeylerini kapsayan kırıklar, eklem bağlarında yırtık,
menisküs yaralanması, şişmanlık ve kişinin yaptığı ağır işlere (yük taşıma
gibi), spor aktivitelerine (profesyonel uzun mesafe koşucuları, futbolcular
gibi) ve travmaya bağlı olarak diz ekleminin yıpranması.
Normal eklem ve OA’ten etkilenen eklem arasındaki en önemli fark kemik uçlarını
kaplayan kıkırdağın incelmesi ve yapısının bozulmasıdır. Bu değişiklikler,
eklemin iç yüzeyinde özellikle de diz kapağı altında görülür. Bu tutulum yamalı
tarzdadır ve eklemin tümünü nadiren tutar. Çevreleyen kemik dokuları da bu
değişikliklere tepki verir ve eklemin kenarlarında gaga biçimli yeni kemik
oluşumları gelişir.

Kıkırdaktaki değişiklikler yavaş yavaş gelişir. Diz içindeki tepkinin çoğu
vücudun, oluşan hasarı sınırlamak ve eklemi iyileştirmek için yaptığı bir
girişimdir. Diz eklemi içinde bir kez OA oluştuğu zaman kendi kendine
iyileşmez, ancak daha fazla hasar kısıtlanabilir.
Şikayetler
Hastalık yıllar içinde yavaş yavaş gelişir. En
önemli yakınmalar ağrı, dizde şişlik ve ekleminizdeki tutukluluk hissidir.
Dizinizi kullanırken duyacağınız ağrı en sık rastlanan sorundur. Ağrı, en fazla
bir aktivite sonrası olmaktadır. Hastalığın başlangıcında yürüyüş sırasında
dizinizin hiçbir sorun çıkarmadığını, ancak birkaç dakika süreli oturma sonrası
dizinizde ağrı ve tutukluluk olduğunu fark edebilirsiniz. Eklemde tutukluluk
hissi, ağrıya eşlik edebilir ya da etmeyebilir. Tutukluluk hissi, sabah ilk
kalktığınızda ya da istirahat sonrasında görülebilir. Bu durumda dizinizi
tekrar kullanabilmeniz için birkaç ağrılı dakika geçebilir.
Hastalık ilerledikçe dizinizdeki ağrı basit günlük yaşam aktivitelerinde bile
sorun çıkarabilir. Ağrı yalnızca aktivite ile değil, istirahatte de gelişmeye
başlayabilir. Hastalığın daha ileri formunda ağrı sürekli olabilir, gece uyku
düzeninizi bozabilir ve eklem hareket açıklığı da kısıtlanabilir; bu durumda
belli bir mesafeyi yürüme ya da merdiven çıkma önemli sorun hale gelebilir.
Kasların zayıflaması nedeniyle eklemde boşalma hissi olabilir.
Ağrının şiddeti her zaman sabit değildir. Bir diğer deyişle, hiçbir nedene
bağlı olmaksızın iyi ve kötü günleriniz hatta iyi ve kötü aylarınız olabilir.
Bazıları bunu hava durumuna bağlayabilir; bazıları da ağrının daha çok fiziksel
aktivite ile ilişkili olduğunu söyler.
Klinik
Doktorunuz sizi muayene ederken, dizinizi
hareket ettirdiğinde veya sizin kendi hareketleriniz sırasında gıcırtı benzeri
bir ses çıkabilir. Diziniz etrafında özellikle iç kısmında duyarlı alanlar,
hareket kısıtlılığı ve dizinizi tamamen bükme ağrılı olabilir.
Doktorunuz yeni kemik oluşumlarına ya da eklem içinde biriken sıvıya bağlı
olarak dizinizde şişlik saptayabilir. Uyluk kasları ise normalden daha ince ve
daha zayıftır.
OA farklı bireyleri çok farklı şekillerde etkiler. Bazılarının yalnızca bir
dizinde çok hafif yakınması vardır; bazılarının ise her iki dizle ilgili
yakınmaları bulunur. Bazılarında ağrı en önemli sorundur; bazıları ise
oturdukları yerden kalkmakta ve hareket etmekte güçlük çekerler. Bazı kişiler
yaşamları boyu hemen hemen aynı kalırlar; bazıları ise hızlı bir değişiklik
yaşarlar. Kendinizi, diz OA’i olan bir başka kişi ile karşılaştırmanızın yararı
olmayacaktır.
Komplikasyonlar
Bazı kişilerde hiçbir komplikasyon gelişmez. Hastalıkları günlük yaşamda
sıkıntı yaratmakla birlikte, hiçbir zaman felaket haline gelmez.
Genellikle oluşan üç komplikasyon vardır:
Hızlı kötüleşme: Genellikle ileri evre hastalığı olan yaşlı kişileri
etkiler. Birkaç hafta ya da ay içinde ağrıda belirgin bir artış ve hareket
kaybı gelişebilir.
Eklemin dengesinin kaybolması: Kas gücü kaybı ya da bağların hasar
görmesine bağlı olarak gelişir. Ekleme yük bindiği zaman, örneğin ayağa
kalktığınızda boşalma hissi olur.
Ağrıda ani alevlenmeler: Ağrıda hafif artışlar sık gözlenir; ancak bazen
ağrı çok şiddetlenebilir ve bu uzun süreli olabilir. Buna bazen eklem
etrafındaki şişlik de eşlik eder.
Tanı
Orta yaşlı ve yaşlı kişilerde diz ekleminde
ağrı oluştuğu zaman OA ilk akla gelen tanı olabilir. Fizik muayene, dizin
direkt radyografisi (röntgen tetkiki) ve diğer eklem hastalıklarını dışlayarak
tanı doğrulanır. Ancak, çok rastlanılan bir hastalık olduğu için diğer eklem
hastalıkları ile beraber görülebilir

.
Direkt grafi tanıda çok yararlıdır ve hastaların çoğunda yapılması
gereken tek incelemedir.
Direkt grafide
1-Eklem kıkırdağı tahrib olduğu içi eklem aralığı daralmıştır.
2-Eklemi oluşturan kemiklerde skleroz görülür.
3-Eklemin ağırlık taşıyan bölgelerinde kistik oluşumlar vardır.
4-Ağırlık taşımayan bölgelerde osteofitler görülür.
5-Sıklıkla medial kompartmanın daralmasına bağlı olarak ‘varus’
deformitesi
6-Eklem fareleri-Loose body (eklemin içinde serbest dolaşan kemik
ve kıkırdak döküntüleri)

Başlangıç dönemlerindeki kireçlenmelerde MR incelemeler de
yararlıdır. Şunu asla unutmamak gerekir; hastaların şikayetleriyle röntgen
bulguları her zaman uyuşmayabilir. Bazen röntgenleri çok kötü olan hastaların
ağrıları az iken, çok şiddetli ağrıları olan hastalarda röntgenler nispeten iyi
olabilir. eklem yüzeyindeki hasara bağlı olarak kemikler arasındaki aralıkta
daralma gözlenir. Aynı zamanda eklem kenarlarında gaga biçiminde yeni kemik
oluşumları gelişir. Değişik zamanlarda çekilen grafilerde hastalığın kendisinde
de bir değişiklik görülebilir.
KİREÇLENMEDE TEDAVİ
Kireçlenmede tedavi hastanın
radyolojik bulgularına değil şikayetlerine yönelik planlanmalıdır. Hastanın ağrısını
geçiren ve hayat standartını düzelten en basit tedavi en doğru tedavidir
denilebilir.
Başlıca uygulanan tedaviler;
1. Kilo verilmesi
Hastaların ideal kilolarına
inmesi dize binen yükleri azalttığından hem hastalığın ilerlemesini azaltır hem
de uygulanan tedavi yöntemlerinin etkinliğini ve süresini arttırır. Kilo
verirken bir iyetisyen kontrolünde kilo verilmesi önerilir. Uygulanan
diyetlerde uzun sürede yavaş kilo verilmesi önerilmektedir. Unutmayın ayda 1
kilo vererek 2 yılda 20 kilo zayıflayabilirsiniz. Kireçlenme gibi uzun dönemli
bir hastalıkta buna zamanınız vardır.
65 yaş üzerinde diyet teorik
olarak önerilmez. Ancak sıkı bir tıbbi kontrol altında çok yavaş kilo
verdirilen diyetler kullanılabilir.
2. Egzersiz ve yürüyüş;
Kireçlenmesi olan hastalar
yürüyüş yapabilir. Bu konuda kimi doktorlar yasak uygularken kimi doktorlar
yürüyüş önermekte ve hastaların kafaları karışmaktadır. Burada en önemli kriter
ağrıdır. Yürüyüş sırasında ve sonrasında ağrı yapmayan mesafeleri her gün
yürüyebilirsiniz. Ağrınız oluyorsa da kesinlikle zorlamayın.
Ağrı kriteri bütün sportif
aktivitelerde geçerlidir. Örneğin dizinde kireçlenmesi olan kişiler ağrı
yapmadığı sürece tenis, golf gibi sporları yapabilirler. Ağrı yaptığı zaman
aktivitelerinin süresini azaltarak yapmaya devam edebilirler.
Eğer sportif bir aktivite yapmak
istiyorsanız ya da yürüyüş yapamayacak kadar ağrınız varsa salon bisikletleri
çok etkili bir egzersiz aletidir. Salon bisikletinizi seçerken klasik bisiklet
modeli yerine pedalın oturma yerinin önünde olduğu modellerin seçilmesi hem
daha ileri yaşlarda da kullanma olanağı verir hem de bel sorunları olasılığını
azaltır.
3. Ağrı kesici ilaç tedavisi;
İlaç olarak ağrı kesiciler ilk
tercihlerdir. Parasetamol, aspirin gibi basit ağrı kesiciler başlangıçta son
derece etkilidir. Romatizma ilaçları ( non- steroid antienflamatuar ilaçlar)
iyi bir seçenektir ve bir çok aşamada hastanın ağrılarını kontrol eder. Yalnız
bu ilaçların mide üzerindeki yan etkileri uzun süreli kullanımda sorun
çıkarabilir.
4. Kaplıca ve sıcak tedavileri;
Dizde şişme belirgin değilse
kireçlenmeleri olan hastalar kaplıcalardan ve sıcak uygulamadan yarar görürler.
Dizde şişme veya dahili problemleri (kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon
vb.) olan hastalarda kaplıca ve sıcak uygulaması uygun olmayabilir. Bu
durumlarda doktorunuza danışın.
5. Glukozamin ve kondroitin
preparatları
Son zamanlarda kıkırdak
aşınmasına bağlı eklem sorunlarında - kireçlenmeler- yeni cerrahi tekniklerle
birlikte diyet destekleri oldukça popüler olmuştur. Glukozamin vücutta doğal
olarak bulunmaktadır ve eklem kıkırdağının biçimlenmesini ve onarımını uyarır.
Kondroitin sülfat da benzer biçimde vucutta bulunan ve eklem kıkırdağı
oluşumunu bloke eden enzimleri azaltan bir maddedir. Bu maddelerin hayvanlardan
elde edilen türevleri yaygın olarak satılmaya başlanmıştır.
İnsanlar bu ilaçları kireçlenmelere bağlı yakınmaları azaltmak için yıllardır
kullanmaktadırlar. Ağrıyı azaltmak ve kıkırdak onarımı üzerinde
yararlı etkileri gözlenmekle birlikte bu konuda yeterli araştırma henüz yoktur.
6. Eklem içi kayganlaştırıcı
sıvı enjeksiyonları
Bu yöntem en basit şekilde diz
eklemine enjeksiyon yaparak menteşeleri yağlamaya benzer bir etki elde etmek
olarak açıklamak mümkündür. İşlem hyoluronik asit preparatlarının eklem içine
enjekte edilmesinden ibarettir. Hyoluronk asit doğal olarak eklem sıvısının
elementlerinden biridir. Bu madde eklemi oluşturan kemiklerin yumuşak bir
biçimde diğeri üzerinden kaymasını ve eklem yük aktarımı sırasında şok
absorbsiyonu sağlar. Hyoluronik asit preparatlarının eklem içinde kıkırdak
oluşumunu arttırdıkları iddia edilmektedir. Ancak bu konuda henüz kesin
kanıtlar yoktur. Osteoartritte -kireçlenme- eklem içinde bu madde normal
yoğunluğundan aşağı seviyelere iner. Bu sıvının enjeksiyonu diz osteoartritinde
bir tedavi seçeneğidir. Eklem içi kayganlaştırıcı sıvı enjeksiyonları ile bazı
hastalarda ilaç ve fizyoterapi ile giderilemeyen ağrıları gidermek mümkün
olmaktadır. Diz eklem sıvısında artış varsa hyoluronik asit enjeksiyonu öncesi
artmış sıvı alınmalıdır.
Enjeksiyon sonrası ağrı,
sıcaklık artışı, hafif şişme gibi lokal reaksiyon bulguları görülebilir. Bu
bulgular genellikle uzun sürmez ve buz uygulamasına iyi cevap verir.
Enjeksiyon sonrası ilk 48 saat dize fazla yüklenmekten, örneğin uzun süre
ayakta durmaktan, koşmaktan ve ağır kaldırmaktan kaçınılmalıdır. Enjeksiyondan
bir süre geçtikten sonra diz ağrısında bir azalma olur. Hiyoluronik asit ödem
giderici ve ağrı kesici olrak etki ettiği gibi vücudun kendi üretiminide
uyarır. Etki ortalama 6-9 aya kadar etki edebilir.
Bu yöntem herkeste işe yaramayabilir. Aynı zamanda çok pahalıdır.
7. Eklem içi kortizon
enjeksiyonu
Dizde şişlik olan durumlarda en
fazla 2-3 kez eklem içi kortizon uygulaması şişliğin ve ağrının kontrolünü
sağlayabilir. İleri kireçlenmelerde yine en fazla 2-3 kez uygulanan kortizon
hastaların ağrılarını geçici süre kontrol edebilir.
Hafif-orta kireçlenmelerde
kortizon uygulaması kireçlenmenin ilerlemesini hızlandırır. Yine 3 den fazla
kortizon uygulaması dizde lokal kemik erimesine neden olur. Bu nedenle hangi
gerekçe ile olursa olsun 3 ten fazla kortizon uygulanması genelde önerilmez.
8. Fizik tedavi ve
Rehabilitasyon
Fizik tedavi ve rehabilitasyon
kireçlenmelerin başlangıç evrelerinde ve özellikle de diz kapağı altındaki
kireçlenmelerde çok etkili olabilir. İlerleyen aşamalarda ise fizik tedavi
etkisi azalır. Bazen çok uzun süreli fizik tedavi uygulamaları önerilmektedir.
9. Kireçlenmelerde artroskopik
cerrahi
Dizde hafif-orta kireçlenmelerde
başarılı sonuçlar alınabilen bir yöntemdir. Özellikle de diz kapağı altındaki
kireçlenmelerde (ön diz ağrılarına bakınız) artroskobik cerrahi ile çok iyi
sonuçlar alınmaktadır.
Artroskobik cerrahi de eklem
içine küçük bir delikten bir kamera yerleştirilerek görüntü monitöre aktarılır.
Sonrasında da operatör yine küçük bir delikten eklem içine sokulan değişik
cerrahi aletlerle monitörden izleyerek operasyonu gerçekleştirir. Artroskobik
cerrahide kullanılan cerrahi aletler kalem ucu büyüklüğündedir.
Eklem içindeki menisküs,
kıkırdak, bağlar ağrı duyusu olmayan dokulardır. Artroskobik cerrahi çevre
dokulara zarar vermeden ve yaralamadan direkt eklem içine girilmesine ve sadece
hasta olan dokulara müdahale edilmesine olanak sağlar. Böylece operasyon
sonrası son derece rahattır.
Artroskobik cerrahi sırasında eklem içi yapıları çok yakın ve büyütülmüş olarak
görülür. Bu sayede hastalıklı dokular çok daha iyi teşhis ve tedavi
edilebilirler.
Artroskobik cerrahide eklem hareketlerini sağlayan iyileşmesi zor ve ağrılı
adele, kapsül gibi dokulara hiç dokunulmamaktadır. Böylece ameliyat sonrası
eklem hareketleri ağrısız ve rahat tır. Ayrıca ameliyat yarası, kanama
olmadığından pansuman ihtiyacıda yoktur. Enfeksiyon riski de açık cerrahilere
göre çok düşüktür.
Diz Artroskobik cerrahisi yarım santimlik 2 küçük delik aracılığıyla
gerçekleştirilir.
Bir diz kireçlenmesinde hastanın
artroskopik cerrahisinden yararlanıp yararlanmayacağı kesinlikle cevaplanması
zor bir sorudur. Burada ayakta çekilen diz röntgenleri çok yararlıdır. Dizin iç
yarısında daralma yok veya çok hafif ise hastaların artroskopiden
yararlanabileceği söylenebilir. Dizde daralmanın az olmasına rağmen kıkırdağın
ileri hasarlandığı durumlarda hastanın ağrısı geçmeyebilir. Kıkırdağın durumu
hakkında MR ipuçları verse de kesin durum tespiti ancak artroskopi sırasında
yapılabilir.
Yine de hastaların kesinlikle
bilmesi gereken en önemli konu kireçlenmelerde artroskopi hastaların
yakınmalarını geçici olarak tedavi etmek için yapılır ve sonuç hakkında garanti
verilemez. İleri yaşlarda artroskopi sonrası tamamen ağrısız 10 yıl geçiren
hastalar olduğu gibi genç yaşlarda artroskopiden yarar görmeyen hastalarda
vardır. Bu konuda diz konusunda deneyimli bir ortopedistle karar vermenizi
öneririz.
Kireçlenmelerde artroskopik
cerrahi ile diz içindeki hasarlı kıkırdağın, yırtık menisküslerin temizlenip
düzeltilmesi yapılır. Sık kullanılan ve kıkırdak-menisküs düzensizliklerini
traşlayarak düzeltmeye dayanan bir yöntemdir. Burada yeni kıkırdak oluşumu söz
konusu değildir. Sadece yüzeylerin düzeltilmesi ile sürtünmeyi, aşınmayı ve
ağrıyı azaltmayı amaçlar. Kolay bir teknik olmakla birlikte çok nazik yapılması
gereken bir işlemdir. Fazlası aşırı kıkırdak kaybı ile daha fazla probleme
neden olabilir.
Hastalar 4 saat hastanede
tutulmakta ve sonrasında evlerine yollanmaktadır. Ameliyat sonrası ağrı
olmamaktadır. Ameliyattan hemen sonra hasta koltuk değneği kullanmadan direkt
bacağına yük vererek yürüyebilmekte, merdiven inip çıkabilmektedir. 3 gün buz
uygulaması ve ev istirahati sonrası hastalar 10-20 günde günlük işlerine geri
dönebilmektedir. Hastalar yürüyüşe 4-6 haf tada başlayabilmekte ve spora 2-3.
ay sonunda dönmektedirler. Dizde şişme bazen 3 aya kadar devam etmekte fakat
günlük aktiviteleri çok fazla etkilememektedir.
Operasyon sonrası fizik tedavi genellikle önerilmektedir.
10. Kemik yönlendirme
ameliyatları
Genç ve dizin iç yarısının
daraldığı dış yarısının ise sağlıklı olduğu durumlarda yapılır. Kaval kemiğine
yapılan bir açı değiştirme operasyonu bacağın yönü dışarı doğru değiştirilir.
Böylece yürüme anında ağırlık içten dışa aktarılarak hastanın dizin sağlam dış
yarısını kullanması sağlanır. Bu operasyon sonrası hastaların büyük kısmında
5-10 yıl rahat bir yaşam sağlanabilmektedir.
Açık yapılan bir operasyondur.
Kemiğe yapılacak tespit yöntemine göre operasyon sonrası takip belirlenir.
11. Diz protezi
Dizde diğer tedavi yöntemlerine
cevap vermeyen kireçlenmeler diz protezi ile tedavi edilir. Protez denince
dizde eklem yapan üç kemiğin eklem yüzeylerinin kesilerek çıkarılması ve bu
yüzeylerin metal ve plastik parçalar ile kaplanmasıdır.
Protez ilaç, diz içi enjeksiyon
ve fizik tedaviye cevap vermeyen kireçlenmelerde diz artroskopisinden ve
yönlendirme ameliyatlarından yarar görmeyeceği düşünülen ya da daha önce bu
operasyonları geçirdikten sonra yakınmaları yineleyen hastalarda iyi bir
seçenektir. Yukarıdaki alternatif tedavilere cevap yok ve diz sorunları
hastanın hayat standartını bozuyorsa diz protezi gereklidir denebilir.
Günümüzde protez ömrünün 20-25 yıla uzadığı düşünülürse yapım yaşı yerine hayat
standartı kavramı daha önemli hale gelmiştir. Yine de 55 yaş altındaki
kişilerde diğer tedavi yöntemleri sonuna kadar denenmelidir. 55-65 yaşları
arası diğer tedavi yöntemleri avantajlı olabilir. 65 yaş üzeri rahatlıkla
uygulanabilir.
MENİSKÜS
Vücudumuzun en sık yaralanan bölgelerden
biriside menisküslerimizdir. Menisküsler diz bölgesinde en büyük iki
kemiğimizin kesiştiği noktada 'C' şeklinde mevcut olan ince yastıkçıklardır.
Dizde yuvarlak uyluk kemiği (femur) ile düz kaval kemiğinin (tibia) uyumlu bir
eklem oluşturması, yükün taşınması, birçok yöne dönme hareketinin
yapılabilmesi,femur(uyluk kemiği) ve tibia (kaval kemiği) arasındaki güç
dengesinin sağlanması gibi görevler de rol oynarlar.
Futbol gibi karşılıklı temas sporlarında
dizin dönmesi, ani hareketlerde meydana gelen katlanma ,tek diz üzerine yük
alınması sonrasında menisküsler yırtılabilir.

Sporcularda bu yaralanmalara ön çapraz
bağ(ÖÇB) yaralanmaları da eşlik edebilir.

İleri yaş grubunda ise menisküsler herhangi
bir travma olmaksızın dizde gelişen dejenerasyon ve kıkırdak hasarına bağlı
olarak yırtılabilirler. Ayrıca her yaş grubunda bir travma olmaksızın
dejenerasyonla giden yırtıklar görülebilir.
Belirti ve şikayetler
Diz içerisinden gelen sesler yırtığın ilk
bulguları olabilir. Dizde ödem gelişene dek sporcular oyuna devem edebilir yada
günlük aktiviteler yapılabilir. Ancak ödem geliştiğinde şikayetler oluşur.
Şikayetler 24-48 saat içerisinde gelişir.
Dizde gerginlik ve şişlik
Eklem hareket açıklığında azalma
Dizde sıvı toplanması
Menisküsün yırtık parçası eklem içine düştüğünde takılma, kitlenme.
Tanı
Doktorunuza herşeyin hangi travma ile nasıl
başladığını anlatın,doktorunuz çeşitli manevralar ile dizinizi muayene
edecektir. Ayırıcı tanı için röntgenler ve menisküslerin görüntülenmesi için
MRI istenebilir. Dizin kitli kaldığı durumlarda artroskopik muayene
önerilebilir.

Menisküs yırtıkları birkaç tipte olabilir.
Sporcularda dönme sonrasında oluşan dikey
yada kova sapı tarzında yırtıklar,
Genç atletlerde sürekli tekrarlayan tipte travmalar sonrası koşma gibi oluşan
radial yada gaga tarzında yırtıklar
Yaşlılarda kıkırdak bozulmasına bağlı oluşan horizantal yada iç taraf
yırtıkları sayılabilir.
Menisküs yırtıklarının başlangıç tedavisi RİCE
olarak kısaltılmış protokoldür:
Rest(istirahat)
İce(buz uygulaması)
Compressıon(bası uygulamsı ,bandaj gibi)
Elevatıon(dizin yukarı alınması) şeklinde özetlenebilir,
Bu tedavinin takibinde dizde kitlenme ve
kronik yakınmalar gibi şikayetler gelişmez ise tedavi istirahat süresi boyunca
sürer ve biter. Meniskünün sadece 1/3 dış (eklem kapsülüne yakın) bölümünde kan
dolaşımı vardır. Bu bölgelerdeki yırtıklarda , menisküs kendi beslenmesi
sayesinde k iyileşebilir. 2/3 iç bölgede ise tam bir tamir olmaz. Yinede her
zedelenmiş menisküs bulgu verecek diye bir kural da yoktur.
MENİSKÜS CERRAHİSİ
Cerrahi tedavi menisküsün iyileşemediği ve
şikayetler oluşmaya devam ettirdiği zamanlarda planlanmaktadır. Menisküs
cerrahisi günümüzde hemen sadece artroskopik cerrahi ile yapılmaktadır.


Yırtık ve şikayete neden olan menisküs
yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden olur. Genç,
aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının ameliyat edilmesi
önerilir.Yırtığın tipine ,eşlik eden başka bir patoloji olup olmaması,hastanın
yaşına göre doktorunuz uygun tedaviyi, planlayacaktır. Cerrahi sonrası
rehabilitasyon tedavinin önemli bir parçasıdır. 2 tip menisküs cerrahisi vardır
1. Meninsektomi (yırtık menisküsün
alınması); En
sık uygulanılan diz artroskopik cerrahisidir. Hasarlı menisküs bölümü kesilerek
çıkarılır. Küçük yırtıklarda menisküsün de küçük bir bölümü alındığı için
hastalarda herhangi bir fonksiyonel kayba neden olmaz. Menisküsün 1/3 kısmının
iyileşme şansı olmadığı için alınır. Yine çok parçalı büyük yırtıklar da
alınmak zorunda kalınabilir.
Menisküs alınmasının avantajı hastaların
ameliyattan 4 saat sonra yürümekte ve 3 hafta sonra spora dönmeleridir.
Dezavantajlar ise menisküsün büyük kısmının
yırtık olduğu durumlarda ise menisküsün büyük bir kısmı -bazen tamamı- alınır
ki bu ciddi bir fonksiyonel bozukluğu bağlı zaman içinde diz ağrılarına ve
kireçlenmeye neden olabilir. Bu nedenle gereksiz durumlarda menisküsün
alınmaması, dikilmesi önerilir. Menisküsün alınmasına bağlı olarak oluşan
ağrılı durumlarda genç hastalarda kadavradan menisküs nakli gerekebilir.
2. Menisküs dikilmesi;


Teknik olarak son derece zor ve deneyimli
diz cerrahları tarafından yapılması gereken bir işlemdir. Menisküsün 2/3 dış
(eklem kapsülüne yakın) kısmı iyileşme potansiyeli gösterir. Yine bu 2/3 lük
dış bölge menisküs fonksiyonlarının % 90 ını yapar. Bu nedenle bu bölgedeki
yırtıklar mümkün olduğunca dikilmelidir.
Avantajı menisküsün orjinale yakın biçimde
iyileşerek uzun vadeli bir diz performansı sağlar.
Dezavantajları ise ameliyat sonrası 6-8
hafta koltuk değneği kullanılması gerekmesi, % 10 dikilen yırtığın
iyileşmemesi, spora dönüşün 3-4 ayı bulmasıdır.
Ana kural; dikilebilecek tüm menisküs
yırtıkları dikilmelidir, alınmamalıdır.
OLASI KOMPLİKASYONLAR
Operasyon sırasında ve sonrasında erken
dönem olası komplikasyonlar;
Enfeksiyon; İyi ameliyathana
koşullarında artrokopik operasyonlarda enfeksiyon oranı % 1 in altındadır.
Enfeksiyon olmaması için anestezi sırasında damardan antibiotik verilmektedir.
Ayrıca kullanılan aletlerin sterilizasyonuna çok dikkat edilmektedir.
Derin ven trombozu ( toplar damarlarda
kan pıhtılaşması); Bu komplikasyon %5 in altındadır. Genellikle 3. günden sonra
görülme olasılığı başlar, 6-0. günler en fazla görülür. Ancak nadiren de olsa
operasyondan aylar sonra da görülebilmektedir.Derin ven trombozlarınının da %
5-10 kadarı (tüm hastaların 10 binde 5-10 u ) pıhtının koparak akciğere veya
beyine giderek hayati risk yaratabilir. Hastaların bazılarında ek risk
faktörleri vardır. Bunlar kadınlarda doğum kontrol hapları kullanılması,
hastaların daha önce derin ven trombozu geçirmiş olması, bacaklarda varis
bulunması, ailevi yatkınlık vb.
Derin ven trombozundan korunmak için
(gerekli ise) kan sulandırıcı ilaçlar, operasyon sonrası antiembolik çoraplar
giydirilmesi, yatak içi egzersizler ve erken ayağa kaldırarak yük verme
riskleri azaltmaktadır. Eğer hastalarda ek risk faktörleri varsa bu uygulamalar
daha da uzatılmaktadır.
Teknik hatalar; Menisküs
ameliyatları özellikle de dikişi teknik olarak son derece komplike
operasyonlardır. Bu nedenle teknik hatalara bağlı komlikasyon olasılığı her
zaman ve her yerde olabilmektedir. İyi ellerde teknik hatalara bağlı
komplikasyonların riskleri çok azalmakta ve sonuca etki eden teknik hatalar çok
nadiren oluşmaktadır.
Menisküsün alınması durumunda; Hastalar
odalarına alındıktan sonra 2 saat içinde tamamen uyanık hale gelmektedir.
Genellikle fazla bir ağrı olmamaktadır ve basit ağrı kesicilerle tamamen
kontrol edilebilmektedir. Hastaların dizinde(kliniklerde uygulama farkları
vardır elastik bandaj, bacağa giydirilmiş antiembolik çorap bulunur. 3-4 saat
sonra hastalara yemek verilir. Yemek sonrası hastaların ayağa kalkmalarına izin
verilir. Ayağa kalkmadan önce 5 dakika kadar oturarak başın dönmediğinden emin
olunmalı, baş dönerse uzanarak 1 saat sonra ayağa kalkma yeniden denenmelidir.
Koltuk değneğine ihtiyaç duymadan korkusuzca basabilir ve dizinizi
bükebilirsiniz.
Hastanede kaldığınız sürece dizinize buz
uygulanacaktır. İlk 2 gece 38 civarında ateşiiniz olabilir, enfeksiyon anlamına
gelmez. Enfeksiyon bulguları 3. günde başlar.
Eve döndükten operasyon sonrası 3. gün
sonuna kadar bacağınızı uzatarak yatabilir veya oturabilirsiniz. Bu sırada buz
uygulamaya devam etmelisiniz. İhtiyaçlarınız için dilediğiniz sıklıkta ayağa
kalkabilir ve dizinizi bükebilirsiniz. Bu dönemde dizinizdeki bandajı ve çorabı
kesinlikle çıkarmayın. Egzersizlerinizi aksatmada hergün tarif edildiği şekilde
yapınız. 3.günden sonra ofisinize uğrayıp oturarak çalışabilirsiniz. Dikkat; ateşiniz
38 derece üzerine çıkar, bacakta ağrı-ayak parmaklarınızda şişme olursa
doktorunuzu derhal arayın.
Eğer işinizi organize edebilirseniz 10 gün
ofise gitmemenizi öneririz. 10. gün yaranız doktorunuz tarafından görülecektir
ve uygunsa dikişleriniz alınır ya da dikiş alınması 15. güne ertelenebilir.
Dikiş alındıktan sonra fizik tedavi başlanır. Bazı hastalarda fizik tedavi
3.hafta sonuna ertelenebilir. Fizik tedaviniz genellikle haftada 3 gün olmak
üzere 1. ayın sonuna kadar devam edecektir. Fizik tedavi operasyon gibi
deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır. Sonuç ta kaliteli fizik
tedavi en etkili faktörlerden biridir.
2. haftadan sonra daha aktif olabilirsiniz,
araba kullanabilirsiniz fakat sportif aktivite halen yasaktır. 1. ay sonunda
fizyoterapistiniz sportif aktivitelere yavaş yavaş başlatabilir.
Menisküs dikişi sonrası;
Hastanede (uygulamalar farklı olmakla
beraber) operasyon sonrası 4-6 saat kalacakınız. Fizyoterapist gelerek size
yatakta yapmaya başlayacağınız ve evinizde devam edeceğiniz egzersizleri
gösterecektir. Hastanede kaldığınız sürece dizinize buz uygulanacaktır. İlk 2
gece 38 civarında ateşiniz olabilir, enfeksiyon anlamına gelmez. Enfeksiyon
bulguları 3. günde başlar.
Eve döndükten operasyon sonrası 7. gün
sonuna kadar bacağınızı uzatarak yatabilir veya oturabilirsiniz. Bu sırada buz
uygulamaya devam etmelisiniz. Yemek için ayağınızı yere koyarak oturabilir ve
ihtiyaçlarınız için koltuk değnekleri ile ameliyat olan bacağınıza yük vermeden
ayağa kalkabilirsiniz. Bu dönemde dizinizdeki bandajı ve çorabı kesinlikle
çıkarmayın. Bu dizinizin içinde kanama ve şişmeye neden olabilir.
Egzersizlerinizi aksatmada hergün tarif edildiği şekilde yapınız. Ağrınız
olursa ağrı kesicinizi alınız. 3.günden sonra 1-2 saatliğine ofisinize uğrayıp
oturarak çalışabilirsiniz. Dikkat; ateşiniz 38 derece üzerine çıkar, bacakta
ağrı-ayak parmaklarınızda şişme olursa doktorunuzu derhal arayın.
7.günden sonra ofisinizde oturarak 5-8 saat
çalışabilirsiz. Eğer işinizi organize edebilirseniz 10gün ofise gitmemenizi
öneririz. 10. gün yaranız doktorunuz tarafından görülecektir ve uygunsa
dikişleriniz alınır yada dikiş alınması 15. güne ertelenebilir. Dikiş
alındıktan sonra fizik tedavi başlanır. Bazı hastalarda fizik tedavi 3.hafta
sonuna ertelenebilir. Fizik tedaviniz genellikle haftada 3 gün olmak üzere 3.
ayın sonuna kadar devam edecektir. Fizik tedavi operasyon gibi deneyimli
fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır. Sonuç ta kaliteli fizik tedavi en
etkili faktörlerden biridir.
6-8 hafta sonra koltuk değnekleri bırakılır.
Bu dönemde kendinizi çok iyi hissedeceksiniz fakat halen son derece tehlikeli
bir aşamadasınız. 8. haftadan sonra daha aktif olabilirsiniz, araba
kullanabilirsiniz fakat sportif aktivite halen yasaktır. 3-4. ay sonunda
fizyoterapistiniz sportif aktivitelere yavaş yavaş başlatabilir. Amatör
sporcularda tam spora dönüş 6ay sonundadır.
DİZ PROTEZİ

DİZ ARTROPLASTİSİ
Dizde diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen
kireçlenmeler diz protezi ile tedavi edilir. Protez denince dizde eklem yapan
üç kemiğin eklem yüzeylerinin kesilerek çıkarılması ve bu yüzeylerin metal ve
plastik parçalar ile kaplanmasıdır.
Diz artroplastisi dizde artrite bağlı ciddi ağrısı olan
hastalarda ağrıyı azaltmak ve yaşam kalitesini arttırmak için yapılan bir ameliyattır.
Bu ameliyat öncesinde hastalara genellikle uzun süre cerrahi dışı tedaviler
(ağızdan alınan ilaçlar, eklem içi enjeksiyonlar, aktivite düzenlemeleri, fizik
tedavi gibi) uygulanmış ancak ağrı hastayı rahatlatacak ölçüde
giderilememiştir.
Günümüzde
protez ömrünün 20-25 yıla uzadığı düşünülürse yapım yaşı yerine hayat standartı
kavramı daha önemli hale gelmiştir. Yine de 55 yaş altındaki kişilerde diğer
tedavi yöntemleri sonuna kadar denenmelidir. 55-65 yaşları arası diğer tedavi
yöntemleri avantajlı olabilir. 65 yaş üzeri rahatlıkla uygulanabilir.
Genel olarak bahsedilecek olursa iki tip diz protezi
vardır. Birisi total diz protezi denilen klasik uygulama diğeri ise minimal
invazif olarak yapılan kısmi diz protezidir. Her iki yöntemde oldukça uzun bir
süredir dünya çapında uygulanmaktadır ve çok iyi sonuçları vardır.
Hangi Hastaya Diz Protezi Gerekir?
Dizde artriti olan hastalar diz protezi için en önemli
adaylardır. Bu hastalarda başlıca şikâyet ağrıdır. Zaman içerisinde yavaş artan
bir ağrı vardır ancak bazen hastayı yatağa düşürecek akut alevlenmeler
görülebilir. Ağrı sonuçta hastayı günlük aktivitelerinden alıkoyacak kadar
artar. Bazı hastalarda sabah sertliği görülür. Gün içerisinde aktivite arttıkça
diz yumuşar ve hareketleri artar. Özellikle romatoid artriti olan hastalar için
bu tipiktir. Zaman zaman dizde şişlik ve ısı artışı olabilir. Bu dönemlerde
sıklıkla şiddetli ağrıda tabloya eklenir ve enfeksiyon tablosu ile karışabilir.
Artritin enfeksiyondan ayırt edilmesi seçilecek cerrahinin kara verilmesi
açısından çok önemlidir.
Günümüzde
protez ömrünün 20-25 yıla uzadığı düşünülürse yapım yaşı yerine hayat standartı
kavramı daha önemli hale gelmiştir. Yine de 55 yaş altındaki kişilerde diğer
tedavi yöntemleri sonuna kadar denenmelidir. 55-65 yaşları arası diğer tedavi
yöntemleri avantajlı olabilir. 65 yaş üzeri rahatlıkla uygulanabilir.
Diz eklemi üç kompartmandan oluşur. Eğer bu
kompartmanlardan en az ikisinde artrit bulguları var ve hasta ameliyat olmak
istiyorsa bu durumda total diz protezi yapılmalıdır. Eğer artrit sadece bir
kompartmanda sınırlı ise minimal invazif kısmi diz protezi (unikompartmantal
diz protezi olarak ta adlandırılır) tercih edilmelidir.
Menisküs yırtıkları diz artritine benzer şikâyetlere yol
açabilirler ve özellikle ileri yaştaki hastalarda gereksiz total diz protezi
ameliyatı yapılmasına yol açabilirler. Bu sebeple ayırıcı tanının iyi yapılması
önemlidir.
Septik artrit yada dizde enfeksiyon varlığında ciddi ağrı,
eklemde şişlik ve ısı artışı, genel vücut ateşi, diz hareketlerinde kısıtlılık,
yürüyememe gibi şikayetler belirgindir. Bu şikayetler artritin alevlenmesi
dönemlerindeki bulgularla çok benzerlik gösterir ve ayırıcı tanısı önemlidir.
Tanı Nasıl Konur?
Bir ortopedistin alacağı hikâye ve yapacağı fizik muayene
tanıdaki en önemli basamaklardır. Bundan sonra diz röntgenlerinin
değerlendirilmesi gerekir. Hasta ayakta iken çekilecek iki yönlü grafiler daha
fazla fikir verir. Grafi değerlendirmesine bağlı olarak hekim rahatsızlığın bir
kompartmanda mı yoksa daha fazla kompartmanda mı olduğuna karar verir.
Ameliyat Dışı Tedaviler Nelerdir?
Ağızdan alınancak ağrı kesici alaçlar en çok tercih edilen
tedavi yöntemidir. Ancak enflamatuar (romatoid artrit, lupus artriti gibi) ve
enflamatuar olmayan artrit (osteoartrit) ayırımını iyi yapmak gerekir. Bazı
ilaçlar her iki durumda da iyi gelse de enflamatuar artritlerde farklı ilaçlar
kullanılır ve takibi romatologlar tarafından yapılır. Bu grup hasta ilaç
tedavisinden çok fayda görür. Osteoartriti olan hastalarda ise ağrı kesici
özelliği olan non-steroidal antienflamatuar ilaçlar tercih edilir. Bu ilaçlar
sadece bazı hastalarda ağrıyı azaltıcı etki yapar, genelde ise tedaviye rağmen
ağrı devam eder.
Narkotik ağrı kesicilerden uzak durmak önemlidir. Bu
ilaçların yan etkileri fazladır, bağımlılık riski vardır ve ameliyat sonrası
ağrı kontrolünü güçleştirir. Bu tür ağrı kesiciler ameliyat sonrası kısa
dönemde ağrı kesme amacıyla tercih edilmelidir.
Egzersiz yada aktivitenin diz artriti üzerinde olumlu yada
olumsuz etkisi bilimsel olarak gösterilememiştir. Dizde artrit tablosu varsa
yapılacak egzersizler bu tabloyu düzeltmez. Ancak yapılacak egzersizlerin
genel fiziksel sağlık açısından faydası vardır. Fiziksel olarak iyi durumda
olan kişilerin vücutta artritin yol açacağı problemlerle daha kolay baş
edebileceği bilinmektedir. Aynı şekilde fiziksel olarak iyi durumda olan
hastaların ameliyat sonrası dönemde iyileşme süresi çok daha kısadır.
Diz Protezi Hangi Hastaya Yapılmalıdır?
Artrite bağlı diz ağrısı durumunda ameliyat kararı vermeden
önce çeşitli ilaçlarla, enjeksiyonlarla ağrı geçirilmeye çalışılmalı çeşitli
egzersiz programları hastaya önerilmeli, aktivite modifikasyonları ve kilo
kontrolü yapılmalıdır.
Diz protezi ameliyatı yaşam kalitesini arttırmaya yönelik
bir ameliyattır. Hastanın günlük yaşamını önleyen ya da hayatta keyif aldığı
işlevleri yapmasını engelleyen diz ağrısı varlığında ameliyat planlanmalıdır.
Ameliyatın ne zaman olacağı tamamen hastaya bağlı bir
konudur. Ameliyatın zamanlaması hasta tarafından yapılmalıdır. Bu kararın alınmasında
tabiî ki en önemli katkı hekim tarafından sağlanmalıdır.
Protez
yapım yaşı ve ne ömrü nedir?
Burada
hastanın kişisel özellikleri; yaş, cinsiyet, ağırlık ve hareket seviyesi
belirleyicidir. 65 yaş üzeri, kadın, 70 kg altı ve az hareketli kişilerde
protezin ömrün kalan kısmında idare edebileceği söylenebilir. Genel olarak diz
protezi modern teknikler kulanılarak, iyi ellerde, iyi protezler kullanılarak
yapıldığında yıl civarında tamamen 20-25 yıl ağrısız ve diz fonksiyonlarının
tam olduğu bir yaşam süresi elde edilir.
Bugün diz
protezlerinin büyük çoğunluğu çimentolu olarak yapılmaktadır. Çimentolu
protezlerin uyumu mükemmel olup 25 yıl kadar dayanabilmektedir. Bu süreyi
hastanın kilosu, genel sağlık koşulları,aktivite düzeyi arttırıp, azaltabilmektedir.
Çimentonun avantajı gerek kemikle protezi birbirine bağlayan bir yapı olması
gerekse katı bir maddenin ortama kattığı biomekanik güçtür. Bugün için
kullanılan materyallerde kırılma olayı son derece azdır,
1980'li yıllarda kemiğe bir çimento materyali olmaksızın uygulanabilen
protezler üretilmiştir. Bu implantların yüzeylerinde yeni kemik oluşumunu
sağlayabilecek biolojik olarak aktif olan maddeler bulunmaktadır. İmplanları
kemiğe tespit etmek üzere çeşitli vida sistemleri de geliştirilmiştir. Vidalar
yeni kemik gelişimi sağlanana dek protezin tespitinden sorumlu olacaklardır.
Bazı modeller çimentolu protezler kadar başarılı olmuşlardır.Ancak ne kadar
düzgün yüzeyli olurlarsa olsunlar bu protezlerde de yük altında kalmaya bağlı
küçük fragmanların oluşumunun daha fazla olduğu ve biolojik yanıtın daha hızlı
geliştiği tespit edilmiştir.Ayrıca bugün için bu tip protezlerin kullanımı ile
ilgili uzun dönem sonuçlar henüz elimizde mevcut değildir.
1980'li yılların sonuna doğru femoral komponenti çimentosuz, tibial komponenti
çimentolu hybrid ( melez ) protezler üretilmiş olup bugüne kadar ki sonuçları
iyidir.
Sonuç olarak diz protezi cerrahisi bazı bugün için dizin biomekaniğini
düzenleme de etkili bir tedavi yöntemidir.
Diz Artritinde Ameliyat Olmazsa Ne Olur?
Diz artriti normalde ilerleyicidir ve zaman içerisinde
şikâyetler artar. Bazı hastalarda ise şikâyetler gelip geçicidir. Bazen artar
bazense hasta rahattır. Kendi haline bırakılınca diz artritinin iyileşmesi
beklenmez. Diz hareketleri gittikçe kısıtlanır ve bu durum hastanın yürümesini
bozacağı için tüm alt ekstremite ve belde ağrı şikayetine yol açar.
Alternatif Cerrahi Yöntemler Nelerdir?

Artroskopik
Debridman: Eğer çekilen grafilerde ileri derecede artrit bulguları
yoksa ve cerrah menisküs harabiyetinin, eklem faresinin yada sinovyal
hipertrofinin şikayetlere yol açtığını düşünüyorsa tercih edilebilecek bir
yöntemdir. Basit bir cerrahi müdahaledir ve hasta hastanede yatırılmadan
yapılabilir. İyileşme sürece çok hızlıdır ve artroplasti ameliyatının
geciktirilmesini sağlayabilir.
Ancak grafilerde ileri derecede artrit bulguları varsa
faydası olmaz. Artrit tanısı ile artroskopi yapılan hastaların ancak yarısında
klinik iyileşme sağlanabilir.
Osteotomi:
Günlük fiziksel aktivitesi yüksek, genç hastalarda tercih edilebilecek bir
yöntemdir. Artrit sadece bir kompartmanda ise uygundur. Temel olarak kemiğin
kesilip doğrultusunun düzeltilip yeniden sabitlenmesi esasına dayanır. Eğer
birden fazla kompartmanda tutulum varsa fayda beklenmez.
Füzyon: Artrodez adı
da verilir. Kalıcı olarak femur ve tibia eklem yüzlerinin temizlenip iki
kemiğin birbirine kaynatılması esasına dayanır. Dizde hareket tamamen kaybolur.
Hareketi koruyan pek çok yöntem olduğu için artrodez
hastalar tarafından çok tercih edilmez. Ancak ciddi enfeksiyon veya tümör
varlığında ve çok genç, aktif hastalarda yapılabilir.
Minimal
invazif- kısmi- diz protezi (Unikondiler):
Sadece bir kompartmanda artriti olan, uygun yaştaki
(genelde 40 yaş üstü) hastalarda uygulanabilecek bir cerrahi yöntemdir.
Unikondiler diz protezleri yaklaşık 20 yıldır uygulanmaktadır ve sonuçları çok
başarılıdır. Total diz protezine göre daha küçük bir kesiden yapılırlar,
ameliyat sonrası ağrı daha azdır ve iyileşme süresi daha kısadır. Bu ameliyatın
hastaya fayda sağlayıp sağlayamayacağını ancak bu konuda yeterli tecrübesi olan
bir ortopedist söyleyebilir. Genel olarak enflamatuar artriti olan hastalarda
ve birden fazla kompartmanın tutulduğu durumlarda yapılmamalıdır.
Diz Artroplastisi Sonuçları Nasıldır?
Günümüzde total diz protezinde iyi seçilmiş hasta
gruplarında çok iyi sonuçlar elde etmek mümkündür. Pek çok çalışmada 10 yıllık
takiplerde başarı oranı %95’in üzerindedir. Hastalar bastonsuz olarak
yürüyebilmekte, merdiven inip çıkabilmekte ve günlük sporlarını
yapabilmektedir. İleri dönemde çıkabilecek sorunlarda revizyon şansı vardır ve
revizyonların sonuçları da –ilk ameliyattaki kadar olmasa da- iyidir.
Total diz protezinde sonucu etkileyen en önemli
faktörlerden birisi cerrahın bu konudaki deneyimidir. Artroplasti konusunda
eğitim almış cerrahi tekniklere ve malzemelere yatkın bir cerrahın
komplikasyonları daha az, başarı şansı daha yüksektir.
Ameliyat Ne Zaman Yapılmalıdır?
Total diz protezi ameliyatı elektif bir ameliyattır, aciliyeti
yoktur. Öncelikle hastanın ameliyata karar vermesi gerekmektedir.
Ameliyatdan sonraki süreç nasıldır?
Hastalar odalarına alındıktan sonra 2 saat içinde tamamen uyanık
hale gelmektedir. Ağrı ağrı kesicilerle tamamen kontrol edilebilmektedir.
Hastaların dizinde(kliniklerde uygulama farkları vardır) içeride biriken kanı
boşaltmak için dren, elastik bandaj, bacağa giydirilmiş antiembolik çorap
bulunur. 3-4 saat sonra hastalara yemek verilir. Ertesi gün hastalara bir
walker yardımıyla kalkmalarına izin verilir. Ayağa kalkmadan önce 5 dakika
kadar oturarak başın dönmediğinden emin olunmalı, baş dönerse uzanarak 1 saat
sonra ayağa kalkma yeniden denenmelidir.
Hastanede (uygulamalar farklı olmakla beraber) 5-7 gün kalacaksınız. 2. gün
fizyoterapist gelerek size yatakta yapmaya başlayacağınız egzersizleri
gösterecek ve CPM denen dizinize hareket verecek bir alet bağlayacaktır. Bu
elektrik motorlu bir alettir ve fizyoterapistinizin göstereceği biçimde
kumandayı kullanarak 2 saat diz hareket açısını 30 dereceden başlayarak
arttıracaksınız. 2 saat sonunda 2 saat ara verilecek ve tekrar başlanacaktır.
2-3. gün sonunda diziniz 90-100 derece bükülüyor olacaktır. Dreniniz 2. veya 3.
gün çekilecek ve pansuman yapılacaktır. Hastanede kaldığınız sürece dizinize
buz uygulanacaktır. İlk 2 gece 38 civarında ateşiniz olabilir, enfeksiyon
anlamına gelmez. Enfeksiyon bulguları 3. günde başlar.
Eve döndükten operasyon sonrası 10. gün sonuna kadar bacağınızı uzatarak
yatabilir veya oturabilirsiniz. Bu sırada buz uygulamaya devam etmelisiniz.
Yemek için ayağınızı yere koyarak oturabilir ve ihtiyaçlarınız için walker
aracılığı ile dilediğiniz kadar kalkıp yürüyebilirsiniz.. Bu dönemde
dizinizdeki bandajı ve çorabı kesinlikle çıkarmayın. Bu dizinizin içinde kanama
ve şişmeye neden olabilir. Egzersizlerinizi aksatmada her gün tarif edildiği
şekilde yapınız. Bu sırada kan sulandırıcı ilacınızı kullanmayı aksatmayınız ve
ağrınız olursa ağrı kesicinizi alınız. Dikkat; ateşiniz 38 derece üzerine
çıkar,dizinizde, bacakta ağrı-ayak parmaklarınızda şişme olursa doktorunuzu
derhal arayın.
15. gün yaranız doktorunuz tarafından görülecektir ve uygunsa dikişleriniz
alınır. Dikiş alındıktan sonra fizik tedavi başlanır. Fizik tedaviniz
genellikle haftada 3 gün olmak üzere 3. ayın sonuna kadar devam edecektir.
Fizik tedavi operasyon gibi deneyimli fizyoterapistler tarafından yapılmalıdır.
Sonuç ta kaliteli fizik tedavi en etkili faktörlerden biridir.
3.hafta sonunda yürütecinizi bırakıp bir bastona geçebilirsiniz. Bastonu sağlam
tarafınızda kullanmalısınız. İki taraflı operasyon olmuşsanız yürüteci 6.
haftaya kadar kullanabilirsiniz. 6-12 hafta içinde bastonunuzu tamamen
bırakabiliriniz. Kendinizi güvende hissediyorsanız uzun süreler baston
kullanabilirsiniz. 8. haftadan sonra daha aktif olabilirsiniz, araba
kullanabilirsiniz fakat sportif aktivite halen yasaktır. 4. ay sonunda
fizyoterapistiniz sportif aktivitelere yavaş yavaş başlatabilir. Tam spora
dönüş 6ay sonundadır
Diz Artroplastisinin Riskleri Nelerdir?
Tüm cerrahi müdahalelerde olduğu gibi total diz protezinde
de çeşitli riskler vardır. Enfeksiyon, emboli, kanama, kan transfüzyonu
gereksinimi, anesteziye bağlı ya da ilaçlara bağlı komplikasyonlar başlıca risk
faktörleridir. Kalçaya özel bazı risk faktörleri de vardır. Bunların
başlıcaları cerrahi bölgede enfeksiyon, sinir yaralanması, dizin aşırı sıkı
yada gevşek olması ve diz önü ağrısıdır. Hastanın tıbbi durumuna bağlı olarak
yaklaşık %5 civarında bir genel komplikasyon riski mevcuttur. Ancak major
komplikasyon denen yaşamı tehdit eden riskler bundan çok daha azdır.
Total diz protezleri sonrası görülen komplikasyonların çoğu
tedavi edilebilir. Ancak en iyi yol bu komplikasyonlardan korunmaktır. Ameliyat
öncesi ve sonrasında antibiyotik kullanımı, kan sulandırıcı ilaç kullanımı,
ameliyat öncesi dâhili problemlerin gözden geçirilip tedavi desteğinin
sağlanması ve uygun anestezi tercihleri ile bu komplikasyonlar önemli ölçüde
azaltılabilir. Ancak tüm bu şartların sağlanması durumunda bile komplikasyon
riskinin olacağı akılda tutulmalıdır.
Hastalara öneriler
Operasyon sırasında ve sonrasında erken dönem olası komplikasyonlar;
Enfeksiyon; İyi ameliyathane koşullarında protez operasyonlarında enfeksiyon
oranı % 2 civarındadır. İyi ameliyathane koşulları denilirken "laminar air
flow " denilen özel mikrop bulaşmasını engelleyen bir sistem bulunmasıdır.
Normal ameliyathanelerde enfeksiyon oranları % 5-10 arasındadır. Enfeksiyon
olursa yeniden bir operasyonla ile eklemin yıkanması gerekebilir. İleri
enfeksiyonlarda operasyonda konulmuş olan protezin çıkarılması gerekebilir. Bu
durumda 6-12 hafta antibiotik kullanımı sonrası yeniden protez konabilir.
Enfeksiyon olmaması için anestezi sırasında damardan antibiotik verilmektedir.
Antibiotik kullanımına ameliyat sonrası da devam edilmektedir. Ayrıca kullanılan
aletlerin sterilizasyonuna çok dikkat edilmektedir.
Derin ven trombozu ( toplar damarlarda kan pıhtılaşması); Bu komplikasyon %5 in
altındadır. Genellikle 3. günden sonra görülme olasılığı başlar, 6-10. günler
en fazla görülür. Ancak nadiren de olsa operasyondan aylar sonra da
görülebilmektedir. Derin ven trombozlarınının da % 5-10 kadarı (tüm hastaların
10 binde 5-10 u ) pıhtının koparak akciğere veya beyine giderek hayati risk
yaratabilir. Hastaların bazılarında ek risk faktörleri vardır. Bunlar kadınlarda
doğum kontrol hapları kullanılması, hastaların daha önce derin ven trombozu
geçirmiş olması, bacaklarda varis bulunması, ailevi yatkınlık vb.
Derin ven trombozundan korunmak için kan sulandırıcı ilaçlar, operasyon sonrası
antiembolik çoraplar giydirilmesi, yatak içi egzersizler ve erken ayağa
kaldırarak yük verme riskleri azaltmaktadır. Eğer hastalarda ek risk faktörleri
varsa bu uygulamalar daha da uzatılmaktadır.
Teknik hatalar; Protez ameliyatları teknik olarak son derece komplike
operasyonlardır. Bu nedenle teknik hatalara bağlı komplikasyon olasılığı her
zaman ve her yerde olabilmektedir. İyi ellerde teknik hatalara bağlı
komplikasyonların riskleri çok azalmakta ve sonuca etki eden teknik hatalar çok
nadiren oluşmaktadır.
Ameliyat sonrası süreç;
Hastalar ameliyathaneye alındıktan sonra önce uyutulmakta, steril ortam için
ilgili bacak silinmekte ve örtülmekte sonrasında operasyon sistemleri
kurulmaktadır. Bu ortalama 40 dakika bir zaman gerektirmektedir. Operasyonun
deneyimli ellerdeki normal süresi 2 saat civarındadır. Operasyon sonrası
hastalar 30 dakika -1 saat arasında ayılma odasında bekletilmekte ve sonra da
odalarına alınmaktadır. Dahili sorunları olan veya çok yaşlı hastalarda zaman
zaman yoğun bakım ihtiyacı olabilir.